YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14999
KARAR NO : 2016/13717
KARAR TARİHİ : 01.12.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (TÜKETİCİ) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, taraflar arasındaki adi ortaklık nedeniyle, ortaklık sermayesi olarak dava konusu bonoların tanzim edilerek davalıya verildiğini, adi ortaklığın 16.09.2013 tarihli noterde düzenlenen fesihname ile sona ermesi nedeniyle bonoların da hükümsüz hale geldiğini, davacının ortaklık kapsamında çalıştığı 15 günlük çalışma karşılığı olarak 5.850,00 TL tutarlı ilk bonoyu ödediğini ve diğer bonoları davalıdan istediğini, bu yöndeki tüm girişimlerinin sonuçsuz kaldığını, davalı tarafın tamamen haksız, kötü niyetli ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacak surette 20/03/2014 – 20/02/2014 vade tarihli toplamda 6.000 TL tutarlı bonolar nedeniyle davacı aleyhine icra takibi başlatması ile kötü niyetli davalının bonoları iade etmeyeceğini anladığını ileri sürerek, öncelikle … 6. İcra müdürlüğünün 2014/7099 esas sayılı dosyasındaki takibin durdurulmasını, henüz takibe konulmayan bonoların takip konusu yapılmaması için tedbir kararı verilmesini, takibe konu ve diğer dava konusu bonolar sebebiyle borçlu olmadığının tespitine,davalı tarafın dava konusunun %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini ve davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece; adi ortaklık sözleşmesiyle illiyet bağı kurulamayan bonolar nedeniyle davacının borçlu olmadığını ispatlayamadığı, adi ortaklığın noter huzurunda imzalanan sözleşme ile kurulup feshedildiği ve fesihle birlikte tarafların adi ortaklık nedeniyle birbirlerinden alacak ve borçlarının kalmadığı anlaşıldığından, adi ortaklığı gerekçe göstererek dava açan davacının iyiniyetli olmadığı, gerekçesiyle davanın reddine ve 71.300 TL’nin %20 si olan 14.260 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Somut olayda, dosyadaki bilgi ve belgelerden, davalı alacaklının bu dava dolayısıyla alacağını geç alması gibi bir durumun bulunmadığı, bu nedenle uğradığı bir zararın da bulunmaması karşısında, İİK’nun 72. maddesi gereğince davacı aleyhine verilecek kötüniyet tazminatının şartları oluşmadığından, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HMUK’un 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte belirtilen nedenlerle, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte belirtilen nedenle hüküm fıkrasının 2. bendinin hükümden çıkarılarak yerine “Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,” ifadesinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.12.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.