YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14312
KARAR NO : 2016/12163
KARAR TARİHİ : 26.10.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekilinin dilekçesi ile; davalılardan … … adına trafikte kayıtlı otomobilin, … 3. Noterliğinin 23/10/2012 tarihli satış sözleşmesi ile 17.000TL bedelle, davacı şirket adına satın alınarak trafiğe kaydettirildiğini, şirket yetkilisinin otomobilin yedek anahtarını istemek için girişimde bulunması üzerine satıştan haberdar olan … ve … çifti aracın kendileri tarafından … … adına düzenlenmiş sürücü belgesine istinaden kiraya verildiğini söylediklerini, noterlikte yapılan araç satışının da … adına olan araç ruhsatı ve adına düzenlenen sahte kimlik belgesi esas alınarak yapıldığının anlaşıldığını, iş bu nedenle …. plaka sayılı aracın davacı şirkete satışının geçerli olmadığının tespiti ile davacı şirket adına olan kaydın iptaline, davacı şirket zararı 17.000TL’nin avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan … vekili cevap dilekçesi ile; davalının mesleğinin gerektiği tüm dikkat ve özeni gösterdiğini, imzanın sahte olup olmadığını inceleme görevi yüklenemeyeceğini, davacı ve diğer davalıların ağır kusurlarının illiyet bağını kestiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı … .. ve … vekili cevap dilekçesi ile; davaya konu aracın davalı … adına kayıtlı olup özel işlerinde kullanıldığını, kiralama işinde kullanılan bir araç olmadığını, davacının da yeterli özeni göstermediğinden kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davalılardan …. adına trafikte kayıtlı…. plakalı aracın diğer davalı … tarafından …’de faaliyet gösteren … Araç Kiralama servisi tarafından…ismini kullanan faili meçhul kişiye kiraya verildiği, daha sonra ruhsat sahibi…’in nüfus cüzdanı kullanılmak suretiyle faili meçhul kişi tarafından aracın davacı şirkete 17.000TL bedelle satıldığı, her ne kadar bu bedelin tahsili için davalılara yönelik dava açılmış ise de, aracın devrini resmi mühürlü ve imzalı nüfus cüzdanının ibrazı üzerine yapan davalı noter baş katibinin ve olayda kusurları bulunmayan davalılar …. ve …’in bir sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; Noterlik Kanunu’nun 162.maddesine dayalı noterin kusursuz sorumluluğuna ilişkin maddi tazminat davasıdır.
Noterlik Kanunu’nun 1.maddesinde; noterliğin bir kamu hizmeti niteliğinde bulunduğu, hukukî güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek için işlemleri belgelendiren bir kurum olduğu belirtilmiştir.
Görevi belge ve işlemlere resmiyet kazandırmak olan noterlerin yaptıkları işlemler dolayısıyla meydana gelecek zararlardan ötürü sorumlu tutulması bir zorunluluk olarak kendini göstermektedir. Hâlen yürürlükte bulunan 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 162. maddesinde noterlerin hukukî sorumlulukları hüküm altına alınmış ve bu maddede kusurdan söz edilmemiştir. Bu sebeple noterlerin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. (Nart Serdar, Noterlerin Hukukî Sorumluluğu, …… Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Cilt. 11 Özel s. 2009, s.425-452, Düzgün Aslan Ülgen, Noterlerin Meslekî Sorumluluk Sigortası s. 492, 494- Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C.XVII, Y. 2013, s. 1-2)
Uygulamada; noterler aleyhine, en çok otomobil ve taşınmaz alım satımlarında meydana gelen zararlar bakımından dava açılmaktadır. Bu davalarda; aracın haksız zilyetleri tarafından kullanılan sahte kimlik, vekâletname veya araç trafik tescil belgelerinin sahteliğinin noterlerce ve çalışanları tarafından belirlenip belirlenmediği hususları araştırma konusu olabilmektedir. Tüm bu durumlarda noterin veya çalışanının kimlik veya belge üzerinde yeterli incelemeyi yapıp yapmadığı, dolayısıyla özen yükümlülüğüne uygun davranıp davranmadığı araştırılmaktadır. Noterin ilgililerin hukukî menfaatlerini korumak için araştırma ve aydınlatma görevi vardır. Noterlik Kanunu’nun 72.maddesine göre; noter, iş yaptıracak kimselerin kimlik, adres ve yeteneğini ve gerçek isteklerinin tamamını öğrenmekle yükümlüdür. Bu cümleden olarak noterin veya çalışanının her zaman belgenin sahte olup olmadığını anlamasını ve tetkik etmesini yani grafolojik bir inceleme yapması beklenemez. Ancak; belgenin veya kimliğin ilk bakışta sahte olup olmadığı veya kimlikte şekli anlamda var olması gereken bir bilginin olmaması yahut olmaması gereken bir ibarenin bulunması noter veya çalışan tarafından dikkat edilmesi gereken hususlardandır. Bu gibi hâllerde noterin veya çalışanının gerekli özeni göstermesi beklenir. Aksine davranış özen yükümlülüğünün ihlâlidir.
Yargıtay uygulamasına göre; belgenin sahteliği hususundaki en önemli kıstas belgenin veya kimliğin aldatma yeteneğine (iğfal) sahip olup olmamasıdır. Yargıtay bir çok kararında; aldatma (iğfal) yeteneği bulunan belgelerin kullanılmasını üçüncü kişinin ağır kusuru olarak nitelendirmiş ve noterin sorumluluğu bakımından illiyet bağını kestiğini kabul etmiştir. Zarar doğuran işlem veya eylemde aldatma (iğfal) kabiliyetine sahip bir kimlik veya belgesinin kullanılması hâlinde noterin sorumluluğunun doğmayacağının kabul edilmesi gerekir. Ancak detaylı bir incelemeyle ortaya çıkacak sahteliğin fark edilmesi noter veya çalışanından beklenemeyecek bir durumdur.
Bu bilgiler ışığında somut olaya dönecek olursak; davalılardan …. adına trafikte kayıtlı otomobilin, … 3. Noterliğinin 23/10/2012 tarihli satış sözleşmesi ile davalı …adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı kullanılarak davacı şirkete satıldığı, gerçek araç malikinin kimlik bilgileri kullanılarak sahte olarak düzenlenmiş ve davalı notere ibraz edilmiş bulunan nüfus cüzdanındaki bir kısım bilgilerin farklı olduğu anlaşılmaktadır.
Resmi işlem yapma görevini üstlenmiş ve teknolojinin gelişmesi ile kimlik paylaşım sistemi gibi kolaylıklara kavuşmuş olan noterin daha fazla bilgi ve tecrübeye sahip olması nedeni ile daha üst düzeyde dikkat ve özen görevi bulunmaktadır.
O halde mahkemece; 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 162/2. maddesi uyarınca, noter katibi olan …’ın eylemi ile davacının zararı arasında uygun illiyet bağının bulunduğu ve zararın tazmininde, davalı noter katibinin kusursuz sorumluluğunun olduğu kabulü ile yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve yukarıdaki gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.