Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/8300 E. 2016/12167 K. 26.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8300
KARAR NO : 2016/12167
KARAR TARİHİ : 26.10.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki yoksulluk ve iştirak nafakasının arttırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı dilekçesi ile; … Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/36E-73K sayılı ilamı ile davacı için 335TL, müşterek çocuk … için 225TL olmak üzere toplamda 560TL nafakaya hükmedildiğini, …’ın ilköğretime başlamış olup ve 7.sınıf öğrencisi olduğunu, ihtiyaçlarının da arttığını, mevcut nafakaların yeterli gelmemesi nedeniyle bazen babası ve kardeşlerine yük olduğunu, bu nedenle nafakaların arttırılması gerektiğini beyan ederek, davacı lehine aylık 500TL, müşterek çocuk için aylık 450TL olmak üzere toplam 950TL nafakanın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesi ile; davacının nafaka talebinin, her yıl TUİK ‘in belirlediği ÜFE artış oranı dikkate alındığında yüksek olduğu ve bu orana göre yeniden belirlenecek nafaka miktarı dışında davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddi gerektiğini, her yıl TÜİK ‘in belirlediği ÜFE artış oranına göre hesaplamak suretiyle yeniden belirlenecek nafaka miktarı dışında davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddi gerektiğini beyan etmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, davacı …..(….) için belirlenen 335TL yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 374TL olarak ve müşterek çocuk…. için belirlenen 225TL iştirak nafakasının yine dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzer 253TL olarak belirlenmesine ve artırılmasına, artırılan nafaka miktarı için dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Yoksulluk nafakasına ilişkin temyiz nedenleri yönünden;
TMK’nun 175.maddesine göre; ”Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.”
TMK’nun 176/4. maddesine göre de tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.
Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemeye göre iradın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir. Bu doğrultuda yerleşen Dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır.
Somut olayda; davacının ev hanımı olup gelirinin olmadığı, davalının ise makinist olup 3.000TL civarı gelirinin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranından daha düşük miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
O halde, mahkemece yapılacak iş; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği ve özellikle ekonomik göstergelerdeki değişim ile TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranı nazara alınmak suretiyle, TMK’nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bir miktara hükmetmekten ibarettir.
2- İştirak nafakasına ilişkin temyiz nedenleri yönünden;
TMK.nun 182. maddesine göre; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.
TMK.nun 330. maddesindeki düzenleme ise, nafaka miktarının çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçlerine göre belirlenir şeklindedir.
Somut olayda; müşterek çocuğun 11 yaşında olup 7.sınıfta okuduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece; davalının sosyal ve ekonomik durumu ile çocuğun ihtiyaçları arasında orantısız şekilde düşük nafakaya hükmedilmiştir.
O halde mahkemece; çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri göz önünde bulundurularak daha yüksek bir nafakaya hükmetmek gerekirken, davalının gelir-gideri ve çocuğun ihtiyaçları ile orantısız şekilde düşük nafakaya hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 26.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.