YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/18032
KARAR NO : 2016/14189
KARAR TARİHİ : 31.10.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm taraflarca, her iki boşanma davası ve ziynet alacağı davası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Mahkemece, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında tarafların karşılıklı açılan boşanma davalarının kabulü ile Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi gereğince boşanmalarına karar verilmiştir. Hükmün gerekçe kısmında ise davaların Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesine dayalı çekişmeli boşanma davası olarak görüldüğü, tarafların eşit oranda kusurlu bulundukları belirtilerek tarafların boşanmalarına karar verilmek sureti ile hüküm ile gerekçe arasında çelişkiye düşülmüştür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 294/3. maddesi uyarınca, hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz (6100 s. HMK m. 298/2). Buna göre, tefhim edilen hüküm sonucu yanlış da olsa, gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz/kanun yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen ve duruşma tutanağına geçirilen hüküm sonucu ile gerekçeli karar arasındaki aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. O halde mahkemece yapılacak iş, 10.04.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibarettir.
2-Davalı-davacı kadın, birleşen dava dilekçesinde; fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak “23 adet bilezik, 1 adet set, 12 adet çeyrek altın ve 1 saat bedeli olan 40.000 TL’lik ziynet alacağı talep etmiş ve 18.09.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile de ziynet alacağı talebinin 46,562 TL olarak yükseltmiştir. Mahkemece belirtilen bu ziynetlere yönelik talep kabul edilmiş; ancak dava dilekçesinde talep edilmeyen “3 çeyrek altın ile 60 TL takı parası”için de kabul kararı verilmiştir. Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına karar verilemez (HMK m. 26/2). Hal böyleyken; istek aşılarak, talepten fazlaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3-Davalı-davacı kadının birleşen dava dilekçesiyle fazlaya dair haklarını saklı tutarak ziynetlerine karşılık 40.000 TL talep etmiş olduğu, 18.09.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile de talebini 46,562 TL olarak ıslah ettiği nazara alınarak; davalı-davacı kadının 40.000 TL yönelik isteği yönünden dava tarihinden itibaren, ıslahla artırılarak istenen kısma da ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken, tüm alacak miktarına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmeside usul ve yasaya aykırı olmuştur.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1., 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, 1. bentteki bozma sebebine göre boşanma davalarına yönelik diğer bölümlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.31.10.2016(Pzt.)
KARŞI OY YAZISI
Her iki boşanma davası da, evlilik birliğinin sarsılması (TMK m.166/1) hukuki sebebine dayalı olarak açılmıştır. Mahkemece kısa karara, kanun maddesi yazılmamıştır.
Mahkeme kararının gerekçesinde yer verilen açıklamalardan, boşanma hükmünün, TMK.nun 166. maddesinin (3.) fıkrasına değil, aynı maddenin “1.” fıkrasına dayalı olarak verildiği anlaşılmaktadır.
“Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir” [HMK.m.304-(1)].
Somut olayda da boşanma kararına ilişkin hüküm fıkrasında, TMK.nun 166 maddesinin “1.” fıkrası yerine “3.” fıkrasının yazılması, maddi hataya dayalı olup, bu hatanın mahallinde düzeltilmesi her zaman için mümkündür. Dairemizin yerleşik içtihatları da bu yöndedir. (Dairemizin, 28.11.2006 gün ve 2006/9646 E-2006/16472 K, 02.04.2007 gün ve 2006/16599 E-2007/5424 K, 28.05.2008 gün ve 2007/9194 E-2008/7520 K, 15.07.2009 gün ve 2008/11817 E- 2009/14119 K, 09.03.2010 gün ve 2009/2066 E-2010/4408 K, 26.01.2011 gün ve 2010/109 E- 2011/1150 K, 21.02.2012 gün ve 2011/6814 E-2012/3402 K, 02.04.2013 gün ve 2012/22843 E-2013/9054 K, 03.03.2014 gün ve 2013/22077 E-2014/4435 K, 19.10.2015 gün ve 2015/20041 E- 2015/18537 K, 21.03.2016 gün ve 2015/14375 E- 2016/5482 K. sayılı benzer kararları).
Öte yandan, “Hakim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür” [HMK m.30-(1)].
Sayın çoğunluğun görüşü, Dairemizin yerleşik içtihatları ve [HMK.m.30-(1)]’ de düzenlenen usul ekonomisi ilkesine de uygun değildir.
Bu sebeple, temyiz edilen hükmün boşanma davalarına ilişkin bölümünün, temyiz istemi çerçevesinde, esastan incelenmesi gerektiğini düşünüyor, sayın çoğunluğun, bozma ilamının 1. bendinde yazılı görüşüne katılmıyorum.