YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2554
KARAR NO : 2016/11851
KARAR TARİHİ : 19.10.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılardan …. 2005 yılında davalı …’tan araç bir satın aldığını, satış bedelinin 12.000TL olarak kararlaştırıldığını, davalıya 10.000 TL bedelli bono ve değeri 2.000 TL olarak belirlenen motorsiklet verdiğini, bononun 5.000 TL’lik kısmının ödendiğini, bakiye 5.000 TL için davalıya 10.000 TL bedelli bir bono daha verdiğini, davalıdan satın aldığı aracı dava dışı 3. kişiye sattığını, bono bedelinin ödenmemesi üzerine davalının kendisi hakkında icra takibi başlattığını; aracı üzerine haciz konulup, aracın satışa çıkarıldığını, davalının alacağına mahsuben aracı 16.06.2008 tarihinde satın aldığını, satış tarihten sonra taraflar arasındaki sözlü anlaşma doğrultusunda aracın bir süre daha kendisinde kaldığını, bu süreçte araç için diğer davacı ile birlikte bazı masraflar yaptıklarını, davalının aracın satışından doğan KDV bedelini, satış tarihinden sonraki bandrol ücretlerini kendilerine ödettirdiğini, davalının alacağına mahsuben aracı satın aldığı tarihten sonraki masrafların sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda davalıdan tahsili gerektiğini belirterek; davacı … için 6.096,14TL, davacı … için 7.408,07 TL olmak üzere toplam 13.504,21 TL alacağın, her bir ödemenin yapıldığı tarihten başlayarak hesaplanacak olan reeskont faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı galerici olarak faaliyette bulunduğunu, davacıların kendisinden araç satın aldıklarını, satış bedelini ödemediklerini, alacağını tahsil etmek için davacılar hakkında icra takibi başlattığını, aracın haczedilip, icra yoluyla satışa çıkarıldığını, kalan alacağın tahsili için araçtaki eksikliklerin tamamlanıp dava dışı 3. kişiye 14.000TL bedelle satışı hususunda taraflar arasında anlaşma yapıldığını davacıların aracı zamanında teslim etmemeleri nedeniyle 3.kişiye satışın yapılamadığını, yapıldığı iddia olunan masrafların gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davacı … yönünden talebin kısmen kabulü ile 936TL KDV bedeli ve 3.097,14TL MTV’nin ödenme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, davacı … yönünden davanın kabulü ile 13/12/2010 tarihinde ödenen TL egzoz emisyon ölçüm bedeli, 10/11/2010 tarihinde ödenen 2300 TL kamyon kasası bedeli, 15/07/2011 tarihinde ödenen 2.250 TL kamyon kasa tamirat bedeli, 01/01/2011 tarihinde ödenen 519,02 TL yağ vs. bedeli, 01/06/2011 tarihinde ödenen 400 TL akü bedeli, 15/07/2011 tarihinde ödenen 991.20 TL parça ve işçilik bedeli, 20/07/2011 tarihinde ödenen 500 TL’nin ödendikleri tarihten itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, hükmün davacı … ve davalı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 25.12.2014 tarih 2014/12647 E.-17232 K.sayılı ilamı ile; davaya konu araca yapılan masraflar ve faiz başlangıcı yönünden davalı yararına bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; davacı … yönünden davanın kısmen kabulü ile 1.563,97 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı … yönünden davanın kısmen kabulü ile 3.247,85 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacılardan … ile, davalı vekilinin tüm, davacı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece her ne kadar bozmaya uyma kararı verilmiş ise de bozmaya gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki;
Kural olarak bozma kararına uyan mahkeme, artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep (kazanılmış) hak doğmuştur. Bu kazanılmış hak yeni bir hükümle ortadan kaldırılamaz.
Bozulan bir hükmün, bozma sebepleri dışında kalan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olması nedeniyle; kesinleşen kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Zira, kesinleşmiş olan kısımlar, lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak teşkil eder.
Somut olayda; mahkemece uyma kararı verilen Dairemizin 25.12.2014 tarih 2014/12647 E.-17232 K.sayılı ilamı ile; davacı …’ün temyiz itirazların reddine, davalı vekilinin temyiz itirazlarının ise yalnızca davacılardan … tarafından davaya konu araç için yapılan masrafların usulüne uygun tespit edilmediğinden bahisle davalı lehine bozma kararı verilmiş, davacı … lehine yerel mahkemenin ilk kararında tahsiline karar verilen 936 TL KDV bedeli ve 3.097,14 TL MTV’nin tahsili hususunda usuli müktesep hak oluşmuştur.
Ne var ki mahkemece; bozma ilamına uyulma kararı verilmiş ancak, davacılardan … lehine oluşan usuli müktesep hakka aykırı olarak 1.563,97 TL’nin tahsiline karar verilmiştir. Böylece bozma gereği yerine getirilmeden,yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bendde açıklanan nedenlerle davacılardan … ve davalının tüm, davacı …’ün sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bendde açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı … yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/lll-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 19.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.