YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/10534
KARAR NO : 2016/11852
KARAR TARİHİ : 19.10.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesi ile; davalılardan …’nun işlettiği, mülkiyeti davalı … ve …’a ait olan … ili … ilçesi .. Sokak No:.. … Apt. Zemin Kat … adresinde bulunan…. 2 Ekmek Fabrikası adlı ekmek fırınının bacasının bakımsızlığı nedeniyle oluşan yüksek ısı sonucunda müvekkilinin yatak odası içinden geçen kısmın odaya bakan duvarının erimesi ve yüksek ısı ve hararetin içeri sirayet etmesi sonucu çıkan yangında fırının bir üst katındaki müvekkiline ait dairenin ve içindeki tüm eşyalarının yanarak büyük hasar gördüğünü ve kullanılamaz hale geldiğini, … 11.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/253 D.iş sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını, davalıların mülk sahibi ve işleten kiracı olarak müvekkiline verdikleri zararın sabit olduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 162.490TL maddi tazminat ve 20.000TL manevi tazminatın işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan … vekili cevap dilekçesi ile; müvekkilinin 30/10/2009 tarihinden itibaren fırını işletmeye başladığını, kiracı olduğunu, kiraladığı sırada da mevcut taş fırın sistemiyle fırının çalıştığını, İtfaye Daire Başkanlığının raporunda fırının çalışmasında bir sorun görülmediğinin belirtilmiş olduğunu, yangın raporunda yangının çıkış nedeninin davacının dairesindeki bacaya bitişik yapılan elbise dolabına, bacanın çatlaması sonucu yangının sirayet etmesi ile çıktığının belirtildiği, müvekkilinin kusursuz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalılar … ve … vekili cevap dilekçesi ile; itfaiye tarafından verilen raporda zararın 20.000 TL olduğunu, davada talep edilen tutarın fazla olduğunu, yangının çıkış sebebine ilişkin kesin bir raporun dosyada mevcut olmadığını, fırının bacasının düzenli temizlettirildiğini, yangının çıkış saatinde fırının sönmüş durumda olduğunu, davacının alt katta fırın olduğunu bilerek evi aldığını, bacanın olduğu duvara ahşap dolap koyarak tedbirsiz davrandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, 160.960TL maddi tazminatın 24/12/2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine Dairemizin 25.09.2014 tarih 2014/5309E-12531K sayılı ilamı ile; ‘’Somut olayda; hükme esas alınan rapor, yangın zararı hesaplanması konusunda uzman olmayan avukat bilirkişi tarafından hazırlanmıştır. Bundan ayrı olarak sigorta ekspertiz raporunda meydana gelen zarar 113.540,66 TL olarak açıklanmış, itfaiye yangın raporunda yaklaşık 20.000 TL olduğu belirtmiş, mahkemece alınan raporda ise 160.960 TL olduğu sonucuna varılmıştır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporuna; davalılar yukarıdaki çelişkilere de değinmek ve davacının da kusuru bulunduğunu da belirtmek suretiyle itiraz etmişlerdir.
Bu durum karşısında mahkemece; davalıların hükme esas alınan rapora itirazları da nazara alınarak ayrıca davacının yangının meydana gelmesinde müterafik kusuru bulunup bulunmadığı araştırılmak suretiyle, konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre, davacının müterafik kusuru mevcut ise BK.44.maddesi gereğince indirim yapılması hususu da gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.’’ gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece; bozmaya uyma kararı verildikten sonra, yine; davanın kısmen kabulü ile, 160.960TL maddi tazminatın 24/12/2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Davalılardan Hakan Uslu vekili hükmü adli yardım talepli olarak temyiz etmiş, Dairemizin 09.03.2016 tarih 2015/16263 E.-3456 K.sayılı ilamı ile; davalı lehine kanun yoluna ilişkin adli yardım talebinin reddine karar verilerek, 1086 sayılı HUMK’nın 434/3.maddesi uyarınca peşin temyiz harcının ve dosyanın Yargıtay’a sevk giderinin ikmali için gerekli işlemler yapılmak üzere dava dosyasının yerel mahkemeye geri çevrilmesine karar verilmiş, buna rağmen davalı gerekli temyiz giderlerini yatırmadığından, davalı … Uslu’nun temyiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Diğer taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin tüm davalılar … ve…vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması gerekir.
Mahkemece bozmaya uyma kararı verilmiş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilememiştir. Şöyle ki;
Kural olarak bozma kararına uyan mahkeme, artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep (kazanılmış) hak doğmuştur. Bu kazanılmış hak yeni bir hükümle ortadan kaldırılamaz.
Bozulan bir hükmün, bozma sebepleri dışında kalan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olması nedeniyle; kesinleşen kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Zira, kesinleşmiş olan kısımlar, lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak teşkil eder.
Somut olayda; mahkemece uyulan Dairemizin bozma ilamı uyarınca davalılar lehine davalıların hükme esas alınan rapora itirazları da nazara alınarak, konusunda uzman bilirkişiden daha önceki raporlar arasındaki çelişkileri giderecek şekilde yeniden rapor alınması hususunda usuli müktesep hak oluşmuştur.
Mahkemece; bozma ilamına uyulmuş ancak, davalıların hükme esas alınan rapora itirazları da nazara alınarak yeniden bilirkişi raporu alınmamış, böylece bozma gereği yerine getirilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle davalılardan… vekilinin temyiz talebinin REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalılar … ve … vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, üçüncü bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davalılar… ve … yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.