YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2685
KARAR NO : 2016/12187
KARAR TARİHİ : 27.10.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; davacıların … Köyü Muhtarlığından ihale ile 10.12.1971, 19.11.1984 ve 08.02.1989 tarihinde harici satış sözleşmesi ile taşınmaz satın aldıklarını, taşınmazların davacılar adına devri yapılmadan Köy Tüzel Kişiliğinin davalı …’ye 22.11.2003 tarihinde devredildiğini, tapu iptal-tescil davası açtıklarını, davaların reddedildiğini belirterek davacılar … ve… için ödedikleri arsa bedeli 9.000 TL (ıslah ile 14.468,79 TL), 1.000 TL emlak vergi bedeli, davacılar …, … ve…’nın 9.000 TL arsa bedeli, 1.000 TL vergi bedeli, davacı …’da ayrıca 9.000 TL arsa bedeli ve 1.000 TL ödediği vergi bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili dilekçesinde; davacıların açtığı tapu iptal tescil davası reddedildiğini, bu karar ile mülkiyetin belediyeye ait olduğunun kesinleştiğini belirtmiş, zamanaşımı def’inde bulunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 10.07.2013 tarih ve 2012/62 E. 2013/433 K. sayılı ilam ile; davanın kısmen kabulü ile 14.468,74 TL’nin davacılar … ve …’ye, 6.370 TL’nin davacılar …, .. ve …’ya, 8.565,94 TL’nin davacı …’a dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsili ile ödenmesine karar verilmiş, hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; Dairemizin 04.02.2014 tarih ve 2013/16782 E. 2014/1463 K. sayılı ilamı ile; hükme esas alınan bilirkişi raporunun denkleştirici adalet ilkelerine uygun olarak düzenlenmediği ve faiz konusunda talep aşılmak suretiyle hüküm kurulmuş olmasının yerinde olmadığı gerekçesiyle bozulmuş; mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra bilirkişiden rapor alınmış, bu rapora itibar edilmek ve açılan bu davanın belirsiz alacak davası olması nedeniyle her zaman ıslah edilebileceği gerekçe gösterilmek suretiyle ıslah talebi doğrultusunda davanın kabulüne, emlak vergisine yönelik talebin vergi mahkemelerinde görülebileceği gerekçesiyle bu taleple ilgili olarak görevsizlik kararı verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, dairemiz bozma kararına uygun olmasına ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Islah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur. HUMK’un 83. Maddesinde ıslah; (HMK’nın 176.maddesi); “iki taraftan her biri usule müteallik olarak yaptığı muameleyi tamamen veya kısmen ıslah edebilir” olarak tanımlanmıştır.
Aynı Kanun’un müteakip 84.maddesinde (…177.mad.) ise, ıslahın tahkikata tabi olan davalarda tahkikat bitinceye kadar kadar yapılabileceği öngörülmüş olduğundan ve temyiz faslında da, bozmadan sonra dahi ıslahın olanaklı bulunduğuna dair açık veya örtülü bir hüküm yer almadığından, Kanunun bu olanağı bir devre ve zaman ile sınırlandırdığı kabul edilme ve bu nedenle bozmadan sonra ıslahın mümkün olmadığı sonucuna varılması zorunludur.
Nitekim, 04.02.1948 gün ve 1948-3 Esas, 1944-10 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; dava açıldıktan sonra mevzuunda, sebebinde ve delillerde ve sair hususlarda usule müteallik olmak üzere yapılmış olan yanlışlıkları bir defaya mahsus olmak üzere düzeltmek ve eksiklikleri de tamamlamak imkanını veren ve mahkeme kararına lüzum olmadan tarafların sözlü ve yazılı beyanlarıyla yapılabilen ‘ıslah’ın; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 84. maddesinin açık hükmü dairesinde tahkikat ve yargılama bitinceye kadar yapılabileceği Yargıtay’ca hüküm bozulduktan sonra bu yoldan faydalanmanın mümkün olamayacağı açıklanmıştır.
Mahkemece bozma kararına uyulmuştur. Kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için zorunluluk doğar.
Belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Y.İ.B.K.).
Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtay’ca kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hakimin değişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz.
Somut olayda, mahkemece; bozmaya uyma kararı verilmiş ise de, özellikle faiz yönünden bozma kararı gerekleri yerine getirilmemiş, ayrıca yukarıda anılan İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olacak şekilde bozma ilamı sonrasında yapılan ıslah doğrultusunda hüküm kurulmuştur. Şöyle ki; bozma ilamında davacıların 03.07.2013 tarihli dilekçe ile ıslah edilen kısım ile ilgili davacılar vekilinin faiz taleplerinin olmamasına rağmen hükmedilen 14.468,74 TL alacağın tamamına dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi bozma nedeni yapılmış, bozmadan sonra yine davacılar vekili tarafından verilen 17.09.2015 havale tarihli ıslah dilekçesinde yine ıslah edilen kısım için faiz talebi olmamasına rağmen, mahkemece, bozmadan sonra yapılan ıslah doğrultusunda hükmedilen bedellere dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmiştir.
Buna göre, mahkemece;bozma kararına uyulduğu halde gerekleri tam olarak yerine getirilmeden, ayrıca yukarıda anılan İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olacak şekilde, davalı taraf lehine doğmuş olan kazanılmış usuli hak da gözönüne alınmaksızın, yanılgılı değerlendirme sonucu, bozmadan sonra yapılan ıslaha göre, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ;Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.