YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2916
KARAR NO : 2016/12201
KARAR TARİHİ : 27.10.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki iştirak ve yoksulluk nafakasının artırılması davasının bozma ilamı üzerine mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine; dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; tarafların … Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 2007/216 Esas, 2007/202 Karar sayılı ilamı ile 12/07/2013 tarihinde boşandıklarını, boşanma ilamı ile müşterek çocuklar….ve….’nin velayetlerinin müvekkiline verildiğini, kararla birlikte çocuklar için ayrı ayrı 100,00 TL, eş için 100,00 TL nafakaya hükmedildiğini, aradan geçen zaman, değişen ve artan ihtiyaçlar nazara alınarak her bir çocuk için ayrı ayrı 100,00 TL’nin 150,00 TL artırılarak 250,00 TL’ye, eş için de 100,00 TL nafakanın artırılarak 250,00 TL’ye çıkartılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ödeme gücü bulunmadığından bahisle davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş; sözkonusu hüküm, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemiz 25.06.2014 tarihli 2014/3344 Esas ve 2014/10371 Kararı ile; yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, yoksulluk nafakasının en azından TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılması suretiyle dengenin yeniden sağlanması ve tarafların müşterek çocukları için hükmedilen iştirak nafakasının niteliği, çocukların yaşı, eğitimi ve ihtiyaçları, nafaka yükümlüsü babanın gelir durumu nazara alınarak hakkaniyete uygun bir artırıma hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve niteleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş,” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Yerel Mahkeme, bozmaya uyarak yapmış olduğu yargılama neticesinde; “Davanın kısmen kabulü ile; dava tarihinden itibaren başlayıp mükerrer ödemeye yer vermemek üzere müşterek çocukların her biri için nafakanın ayrı ayrı 100,00 TL, davacı kadın için ise 120,00 TL artırılmak suretiyle müşterek çocuklar için aylık 200,00’er TL iştirak nafakası, davacı için aylık 220,00 TL yoksulluk nafakası olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin nafaka artırım taleplerinin reddine, karar verilmiş; sözkonusu karar davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece bozma ilamına uyulması yönünde karar alınmasına rağmen yoksulluk nafakasının kesinleştiği tarihten (13.11.2008) itibaren ÜFE artış oranında nafaka artırımı yapılması gerekirken, ÜFE artış oranını aşan seviyede artış yapılması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Bu durumda, mahkemece; “yoksulluk nafakasının kesinleştiği 13.11.2008 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere nafakanın TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılması” suretiyle dengenin sağlanması gerekirken belirtilen şekilde ÜFE artış oranını aşan tarzda hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda 2.bentte açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün davacı yararına HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 27.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.