Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2016/7904 E. 2016/9632 K. 20.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7904
KARAR NO : 2016/9632
KARAR TARİHİ : 20.10.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar taraflarca yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 27.09.2016 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat … geldi, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz eden davalılar … vd. vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Dava ve birleştirilerek görülen dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, asıl ve birleşen davalarda; davalılardan … ile ortak mirasbırakanları …’un tam maliki veya paydaşı olduğu 220, 309, 311,211, 615,1132, 1133, 1362 parsel sayılı taşınmazlar ile 27 ada 24 parsel sayılı taşınmazın 5 sayılı bağımsız bölümünün mirasçılardan mal kaçırma amacı ile görünürde satış ve ölünceye kadar bakma akdi düzenlenerek davalılar … ve …’a temlik edildiğini öne sürerek tapu kayıtlarının miras payları oranında iptaline ve adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, mirasbırakan …’in davalı … ile birlikte ikâmet ettiğini , bakımını ve ihtiyaçlarını …’ın karşıladığını; mirasbırakanı davalılara yaptığı temliklerin gerçek temlikler olduğunu, davacılara da taşınmaz temlik ettiğini ileri sürüp davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, her iki davanın da kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ne var ki, kararın gerekçe kısmında mahkemece benimsenen olgular ile kurulan hüküm arasında uyumsuzluk bulunduğu görülmektedir.
Bilindiği üzere, Anayasa’nın 141. maddesi hükmü gereği bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Tarafların tüm delilleri toplanıp tetkik edildikten ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 186. maddesine göre son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, aynı Kanun’un 297. maddesi uyarınca kararını gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 294. maddede öngörülen biçimde tevhim etmesi asıldır. Hükmün sonuç bölümünde de, istek sonuçlarından her biri hakkında taraflara yüklenen borç ve hakların birer birer açıkça, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde yazılması zorunludur.
Somut olayda; kararın gerekçe kısmında muris tarafından davalı torunu …’e 220, 309 ve 311 sayılı parsellerde yapılan temlikler bakımından davanın kabul edilmesi benimsendiği halde, hüküm kısmında davalı …’in 309 ve 311 sayılı parsellerdeki 1/2’şer payları da kabul kapsamına alınmıştır.
Diğer taraftan, hükümde iptal ve tesciline karar verilen pay oranları belirtilmediği gibi veraset ilamına da bir atıf yapılmamıştır.
Tarafların temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi yollamasıyla) 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; bozma nedenine göre diğer diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 21.12.2015 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edenler vekili için 1.350.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edenlerden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.