YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/29131
KARAR NO : 2016/17096
KARAR TARİHİ : 03.10.2016
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti ve yurtdışı harcırah alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının, davalı … Odasında 01.07.1995 – 31.08.2013 tarihleri arasında şoför olarak çalıştığını, kendisinden hukuka aykırı bir şekilde ibraname alınarak iş aktinin feshedildiğini iddia ederek fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücretleri ile yıllık izin ücreti ve yurtdışı harcırah alacaklarının davalı taraftan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, zamanaşımı ve görev itirazında bulunarak davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davalı kurumun 5590 sayılı yasa ile kurulan bir kamu kurumu olduğu, bu yasanın 87. Maddesi ile bu kuruluşların memur ve hizmetlilerinin özlük işlerinin tüzükle düzenlendiği, kamu personeli statüsünde olduğu, emsal karar uyarınca idari yargının uyuşmazlıkta görevli olduğu gerekçesi ile görev yönünden reddine dair verilen ilk kararın temyizi üzerine Dairemizin 29.01.2015 gün ve 2015/1086 Esas, 2015/2740 Karar sayılı ilamı ile “5174 sayılı Türkiye odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nun 18.05.2004 tarihinde kabul edildiği ve 01.06.2004 tarihinde yürürlüğe girdiği, davacının kanun yürürlüğe girmeden önce statü hukukuna tabi olduğu ve idari yargının görevli olduğu, ancak kanun yürürlüğe girdikten sonra davacının 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında çalıştığının kabul edilmesi davacının davasının tefriki ile 5174 sayılı yasa öncesi için görevsizlik kararı verilmesi, sonrası için ise 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. Maddesi uyarınca iş mahkemesinin görevli olduğu kabul edilerek hüküm kurulması gerekçesi” ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, bozmaya uyularak 5174 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren davacının iş sözleşmesi ile çalıştığı kabul edilerek belirlenen işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Öncelikle belirtmek gerekir ki “Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir”.
Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay’ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan yerel mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Mahkeme uyma kararını kaldırarak, direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmünün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da farklı bir hüküm kuramaz. Bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur.
Ne var ki; kamu düzenine ilişkin hususlar hakkında aleyhe bozma yasağı uygulanamaz. Başka bir deyişle, Yargıtay, kamu düzenine aykırı bir husustan dolayı hükmü temyiz edenin aleyhine (temyiz etmemiş olan tarafın lehine) olarak da bozabilir. Çünkü kamu düzenine ilişkin hususları hâkim (ve Yargıtay) kendiliğinden gözetme ile yükümlüdür.
Bu kapsamda vurgulanmalıdır ki “Maddi hataya dayanan bozma kararına uyulması gibi kamu düzeni ile ilgili, hakimin resen dikkate alması gereken ve özellikle dava şartlarını oluşturan durumlar usulü müktesep hak teşkil etmez”( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.03.1972 gün ve E:1968/1-277, K:176; 01.03.1995 gün ve E:1995/7-641, K:117; 23.01.2002 gün ve E:2001/1-1010, K:2002/1; 12.07.2006 gün ve E:2006/4-519, K:527; 04.11.2009 gün ve E:2009/13-370, K:2009/480 sayılı kararları; Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, İstanbul 2001, Cilt 5, sayfa 4771 vd.).
Görev kamu düzenindendir ve dava şartıdır. Dolayısı ile görev nedeni ile uyulan bozma kararı usulü müktesep hak teşkil etmez. Kısaca görev konusu usulü müktesep hakkın istisnalarındandır.
Dairemiz tarafından yerel mahkemenin ilk kararı “5174 sayılı Türkiye odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nun 18.05.2004 tarihinde kabul edildiği ve 01.06.2004 tarihinde yürürlüğe girdiği, davacının kanun yürürlüğe girmeden önce statü hukukuna tabi olduğu ve idari yargının görevli olduğu, ancak kanun yürürlüğe girdikten sonra davacının 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında çalıştığının kabul edilmesi gerektiği, davacının davasının tefriki ile 5174 sayılı yasa öncesi için görevsizlik kararı verilmesi, sonrası için ise 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. Maddesi uyarınca iş mahkemesinin görevli olduğu kabul edilerek hüküm kurulması gerektiği” gerekçesi ile bozulmuş ise de bozma kararı verilirken aynı kanunun geçici 12. maddesi gözden kaçırılmıştır. Anılan geçici maddeye göre ise “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte oda, borsa, birlik ve bunların kurduğu teşekküllerde istihdam edilmekte olanların mevcut statülerine göre istihdam edilmelerine devam olunur”.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve buna bağlı kuruluşlarda çalışanlar ise 5174 sayılı kanun çıkmadan önce farklı (statü hukukuna), bu yasa çıktıktan sonra işe alınanlar ise kanununun 73. Maddesindeki “Oda, borsa, Birlik ve bunların kurduğu teşekküllerde istihdam edilenler bu Kanunda yer alan hükümler dışında 4857 sayılı İş Kanununa tâbidir” kuralı nedeni ile İş Kanunu’na tabii olacaklardır. Zira aynı meslek kuruluşu ile ilgili 5590 sayılı kanununa dayanılarak çıkarılan yönetmelikte(Ticaret Ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları, Türkiye Ticaret Sanayi, Deniz Ticaret Odaları Ve Ticaret Borsaları Birliği Personel Yönetmeliği) “ Odalar borsalar ve Birlik hizmetleri memurlar, sözleşmeli ve geçici personel ile hizmetliler eliyle yürütülür(Mad.3) denildikten sonra 4. Maddesinde “657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “ödev ve sorumlulukları” hakkındaki 6 – 16 ncı maddeleri ile “yasaklar”a ilişkin 26 – 31 inci maddelerin odalar, borsalar ve Birlik personeli hakkında da uygulanacağı”, atama ile işe yerleştirileceği, ücretin kuruluşça belirleneceği belirtilmiştir. 5174 sayılı kanunun geçici 12 maddesinde “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte oda, borsa, Birlik ve bunların kurduğu teşekküllerde istihdam edilmekte olanların, mevcut statülerine göre istihdam edilmelerine devam olunacağı da kurala bağlanmıştır. Zaten yargı uygulaması ile 5174 sayılı kanun yayımlanmadan önce Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve bağlı kuruluşlarda çalışanların işverenleri ile çıkacak uyuşmazlıkların idari yargı yerinde görülmesi gerektiği içtihat edilmiştir(Y. 9 HD. 16.05.2013 gün ve 2011/33210 E, 2013/14719 K.).
Dairemizce ilk bozma kararında yasanın bu geçici maddesi dikkate alınmadan maddi hata yapılarak karar verilmiştir. Davacının anılan geçici madde uyarınca 5174 sayılı yasadan önceki statüsü devam etmekte ve bu şekilde çalışmaktadır. Davacı ile davalı kurum arasında 5174 sayılı yasa yürürlüğe girdikten sonra da statü ilişkisi devam ettiğinden, uyuşmazlıkta iş mahkemesi görevli bulunmamaktadır.
Mahkemece, yukarıda yer alan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girdiği gözetilerek 6100 sayılı HMK’nın 114/1-b maddesine göre dava şartı olan “yargı yolunun caiz olmaması” nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken hatalı bozma kararına dayanılarak 5174 sayılı yasadan sonraki dönem çalışması İş Kanunu kapsamında iş ilişkisi kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 03.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.