YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/16278
KARAR NO : 2016/12229
KARAR TARİHİ : 27.10.2016
MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat miktarının tespiti davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dileçesinde; müvekkilinin, …. Şirketi yetkilisi davalı … ile imzaladığı 23.09.1998 tarihli harici satış sözleşmesi ile 21 nolu daireyi satın aldığını, davalıya 4.500.000.000 TL ödeme yaptığını, taşınmazın kaba inşaat halinde teslim edildiğini, taşınmazın oturulabilir hale gelmesi için ayrıca masraf yaptığını, taşınmazın tapusunun müvekkiline verilmediğini, müvekkilinin açmış olduğu tapu iptal ve tescil davasının reddedildiğini, taşınmazın tapusuna sahip olan davalı … İnşaat Şirketi tarafından açılan men-i müdahale davası sonucunda daireden tahliye edildiğini, davalılar arasında dava konusu taşınmazı da kapsayan sözleşme ilişkisi bulunduğunu, davalıların birlikte ve danışıklı hareket ettiklerini, davalıların bu haliyle hem satış bedelini aldıklarını hem de daireyi elde ettiklerini, müvekkilinin yaşadığı bu olumsuzluklar sonucu eşiyle boşandığını, acı, elem ve ızdırap çektiğini belirterek, taşınmazın değerinin bilirkişi raporuyla tespit edilmesini, 6100 sayılı yasanın 107/3 maddesi gereği müvekkilin maddi ve manevi tazminat miktarlarının belirlenmesini, belirlenen bu tazminatların davacıya ödenmesi hususunda tüm davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … ile … İnşaat ve Tic. A.Ş vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkilleri arasında herhangi bir sözleşme veya hukuki ilişki bulunmadığını, davacı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, husumet yöneltilemeyeceğini belirterek, hukuki yarar yokluğu, husumet ve zamanaşımı nedenleriyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … cevap dilekçesinde; dava konusu dairelerin tamamlanıp satılması konusunda… Toprak Endüstrisi Ticaret A.Ş ve… İnşaat Tic. A.Ş ile aralarında sözleşme olduğunu, bu sözleşme gereği davacının da aralarında bulunduğu yaklaşık 50 kişiye daire sattığını, bu kişilerden ödemeler aldığını, davacıdan da 3.500,00 TL tahsil ettiğini, tahsil edilen paraların inşaat yapımında kullanıldığını, yapılan sözleşme ve inşaat yapımından bir çıkarı ve sorumluluğu olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …, duruşmada ” … ben dava konusu inşaatların tamamlanması için Tekin İnşaat ile sözleşme yapmıştım, inşaatlardan dairelerden satış yaptım bu satış bedelleri ile inşaatı tamamladım ancak 1999 yılındaki 17 ağustos depreminden sonra daireleri satamadım elimde kaldı, bende inşaatı yapılan toplantı neticesinde …Toprak Holdinge devir ettim, kaç bağımsız bölümü sattığımı ne kadar para aldığımı, ne kadar alacağım kaldığını kendilerine bildirdim, ve aralarından çekildim, benim herhangi bir ilişkim kalmamıştır. Benim hakkımda açılan davanın reddine karar verilmesini istiyorum , ben yapmış olduğum sözleşmeleri şirket yetkilisi olduğum… Evler İnş.. Ltd. Şti adına yaptım…” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkemece, davacı ile dava dışı …. İnşaat Ltd. Şti. Arasında taşınmaz satışına ilişkin sözleşmenin haricen düzenlendiği, davacının ödediği bedelin iadesini ödeme yaptığı… inşaat Ltd. Şti ‘den isteyebileceği ancak … İnşaat Ltd. Şti ‘ni bu davada davalı olarak göstermediği, ayrıca davacının uğradığı maddi ve manevi zararın tespitini talep etttiği, alacağının belirli olduğu, davacının artık maddi ve manevi zararının tespitini istemekte hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- 6100 sayılı HMK 107/3 maddesinde ” kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir.” denilmektedir. Maddenin gerekçesinde, eda davasının açılabileceği hallerde tespit davası açılamaz önermesinin hak arama özgürlüğünün ulaştığı kapasite karşısında geçerliliği olmadığı, söz gelimi bir tazminatın tahsili yerine alacağın miktarının ve borçlunun sorumlu olduğunun tespitini hedefleyen bir davanın açılabileceği belirtilmiştir. Bu maddeye göre; dava açılırken talep sonucunu belirleyemeyen davacı dilerse belirsiz alacak davası açabilecektir.
Somut olayda; taraflar arasında imzalanan 23.09.1998 tarihli satış sözleşmesi resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersizdir. (TMK m.706, BK m.213, TBK. m.237, T.Kanunu m.26 Noterlik Kanunu m.60). Bu nedenle, geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda alıcı; geçersiz sözleşme nedeniyle, satıcıya verdiği bedeli sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde geri isteyebilir.
Davacı davasında, diğer davalılarla birlikte davalı …’den 21 nolu daireyi satın aldığını, tapu iptal ve tescil davasının reddedildiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminatın belirlenmesini ve bu tazminatların ödenmesini de talep etmiştir. Davacının bu talebinin belirsiz alacak niteliğinde bir talep olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, davalı … cevap dilekçesi ve duruşmadaki beyanında davalıdan satış bedeli olarak 3.500,00 TL aldığını ve taşınmazı sattığını kabul etmiştir. Davalının bu beyanı kendisini bağlamaktadır.
O halde; mahkemece, davalılardan … yönünden işin esasına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.