YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/11782
KARAR NO : 2016/9904
KARAR TARİHİ : 31.10.2016
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU KAYDINDA DÜZELTİM
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı, dava konusu 65 ada, 9 parselde tapuya kayıtlı taşınmaz ile 127 ada, 18 parselde tapuya kayıtlı taşınmazların paydaşı olan … (… oğlu)’in … (… oğlu), … (… karısı)’nin … (… kızı) olarak düzeltilmesini ve … (… babası) ile … (… annesi-üvey annesi)’nin … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/129 karar sayılı veraset ilamında isimleri geçen ve davacı ile diğer mirasçılar … ‘un miras bırakanı olan … ve … ile aynı kişiler olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddianın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; 65 ada 9 parsel sayılı taşınmaz tapu kaydında ‘…(… oğlu)’ kaydının ‘… oğlu … ’ olarak düzeltilmesinde ve aynı parsele ilişkin verilen tespit kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığından davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddine.
Davalı vekilinin, 65 ada 9 parsel yönünden kaydın ‘… karısı …’ olarak düzeltilmesi ile 127 ada 18 parsel yönünden …’in babası … ve üvey annesi … ile ilgili tespit kararına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Bilindiği üzere; tapu kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin davalarda mevcut kayıtların nüfus kayıtlarına uygun şekilde düzeltilmesi esastır. Nüfusa kaydedilmeden ölmüş veya herhangi bir nedenle nüfusta kaydı bulunmayan kişilerin tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi mümkün değil ise de, idari yoldan tapu kayıtlarında intikal yaptırılamadığından zorunlu olarak dava açılan bu gibi durumlarda, tapu malikinin davacının murisi ile aynı kişi olduğunun ispatlanması halinde “çoğun içerisinde az da vardır” kuralı gereğince bu yönde bir “tespit kararı” verilmelidir.
Hemen belirtilmelidir ki, Soyadı Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden önce ölen kişiler soyadı alamayacaklarından, bunlar yönünden asıl olan nüfus kayıtlarına göre tapu kayıtlarının düzeltilmesi ise de bu kişilerin tapuda mirasçılarının adlarına intikal yaptırabilmesi açısından tapu kaydında adı geçenlerle aynı kişi olduğunun tespitinin istenilmesinde hukuki yarar bulunduğu kabul edilmelidir.
Hâl böyle olunca mevcut duruma göre tapu maliki olarak görünen ‘… Karısı …’nin ölüm tarihinin 1921 yılı olduğu kayıtlardan anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacının murisinin Soyadı Kanunu’ndan önce öldüğü açıktır.“… karısı …”’nin artık nüfus siciline tescili mümkün olmadığından ve dolayısıyla tapu kaydındaki kimlik bilgileri de nüfus kayıtlarına göre düzeltilemeyeceğinden, Soyadı Kanunu’ndan önce öldüğü de gözetilerek tespit kararı verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Diğer yandan, her iki taşınmaz için tüm tedavülleri ile birlikte tapu kayıtları dosya içerisinde mevcut değildir. Dava konusu 65 ada 9 parsel ve 127 ada 18 parsel sayılı taşınmazların ilk tesis tarihinden itibaren tüm maliklerini ve el değiştirmelerini gösterir tapu kayıtlarının ve dayanağı tüm belgelerin (tapulama tutanağı, tescil istem belgesi, varsa hükmen tescil kararı, imar kayıtları vb) bütün geldi ve gittileri ile birlikte (birbirini takip edecek, denetlenecek ve tamamının okunaklı olmasına dikkat edilecek şekilde) ilgili tapu müdürlüğünden temini ile toplanan ve toplanacak deliller ile tapu kayıt malikleri ile davacı mirasbırakanlarının aynı kişi olup olmadıklarının tereddüte yer vermeyecek şekilde tespiti hususunda karar vermek gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi de isabetli değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 31.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.