YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/9209
KARAR NO : 2016/11900
KARAR TARİHİ : 20.10.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde, davacının 2006 yılında dönemin Belediye Başkanı ve yetkililerinin söylemesi üzerine davalıya ait … Hayvan Pazarında çay ocağı için kapalı ve açık alanlı bina yaptığını, 6 yıl işlettiğini, 3 ay kadar önce burdaki işletmelerin ihale ile kiraya verileceğinin ve buranın boşaltılmasının istendiğini, bunun üzerine müvekkilinin yapının bedelini istediğini, ancak talebinin kabul görmediğini belirterek, belediyeye ait taşınmaz üzerine yapılan yapıya ilişkin zorunlu ve faydalı masraflardan 25.000 TL’nin yapım tarihinden itibaren faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacı ile davalı … arasındaki herhangi bir ihale ilişkisi ve sözleşmenin sözkonusu olmadığını, talep edilen bedelin hukuki dayanağı olmadığını, ayrıca burada kiracı olan dava dışı….’nın sözkonusu yapıları kendisinin yaptığını idarelerine bildirdiğini belirterek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davacının iyiniyetli zilyet olduğu, davalı belediyenin açık izni ile barınak inşa ettiği, zorunlu ve faydalı masrafları talep edebileceği gerekçe gösterilerek davanın kısmen kabulü ile 11.040,03 TL’nin davalıdan tahsiline hükmedilmiştir.
Verilen bu kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 15.05.2014 günlü, 2014/7406 E. ve 2014/7553 K. sayılı ilamı ile “… davacı, başkasına ait taşınmaza kendi levazımı ile bina yapan kötüniyetli kişi konumunda olduğundan ancak, levazım değerini isteyebiliceği, asgari levazım bedeli konusunda bilirkişiden ek rapor alınmak ve bu bedel üzerinden davanın kabulü gerekirken, davacının kötüniyetli olduğu gözardı edilerek, iyiniyetli kabul edilmek suretiyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile 6.182,43 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Karar tarihi itibariyle geçerli olan AAÜT 13. maddesine göre “(1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. ” hükmü yer almaktadır.
Buna göre, davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi halinde, AAÜT 13. maddesi gereği reddedilen miktara göre davalı lehine 2.258,11 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur. Ancak, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği ve “hakimin takdir yetkisi kapsamında” kalmadığından; hükmün, HUMK 438/7, C2 hükmü ve 6100 sayılı HMK 370/2 ek 3/1 maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 3. bendinde yer alan “Davalı yapılan yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. uyarınca 1.500,00-TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak kendisine verilmesine,” sözcüklerinin çıkarılarak yerine “Davalı davada kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesi’nin 13. maddesi uyarınca hesap ve takdir olunan 2.258,11 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” sözcüklerinin yazılarak hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 20.10. 2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.