Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/10467 E. 2016/11921 K. 20.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/10467
KARAR NO : 2016/11921
KARAR TARİHİ : 20.10.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde; davalı kurumca kaçak tüketim nedeniyle tahakku ettirilen 96.403,50 TL’lik borçtan dolayı borçlu olmadığının tespitine, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile müvekkili şirkete karşı açılacak icra takibinin durdurulmasına ve enerji kesintisi yapılmamasına ilişkin tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili yapılan kaçak tahakkukunun usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, davalı kurum tarafından davacı hakkında düzenlenen 30/05/2013 son ödeme tarihli 96.403,5 TL tutarlı fatura yönünden davacının 20.176,83 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş; sözkonusu karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, kaçak tahakkukuna yönelik menfi tespit istemine ilişkindir .
Dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra, 23 /07/2013 tarihinde açılmıştır.
6102 sayılı TTK. 4.maddesine göre bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan sayılması gerekir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış veya yapılmamış olsa bile re’sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır.
Somut olayda, dava konusu uyuşmazlığın, davacı şirketin işyerinde kullanıldığı iddia olunan kaçak elektrik nedeniyle yapılan tahakkuka ilişkin olduğu her iki tarafın da tacir olduğu ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunduğu anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümü asliye ticaret mahkemelerinin görevi içerisindedir.
Bu durumda, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olarak açılan iş bu davaya bakma görevi, Asliye Ticaret Mahkemesine aittir.
Hal böyle olunca, mahkemece; uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, öncelikle yargı yerinde ayrı Asliye Ticaret Mahkemesi varsa görevsizlik nedeniyle HMK’nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine, ayrı Asliye Ticaret Mahkemesi yoksa davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakılması ve 6100 sayılı HMK’nun 297/1-a maddesi uyarınca da kararın Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla verildiğinin hükümde gösterilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek davanın esası hakkında Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Bozma nedenine göre, sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.