YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/11807
KARAR NO : 2016/12285
KARAR TARİHİ : 31.10.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesi ile; davalının tarımsal sulama abonesi olduğunu, hakkında kaçak tutanakları düzenlendiğini, fatura borcunu da ödemediğini, başlatılan icra takibine haksız itiraz ettiğini ileri sürerek; itirazın iptaline ve icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesi ile; davanın reddini istemiştir .
Mahkemece; davanın KISMEN KABULÜ İLE,
Davalının … 2.İcra Müdürlüğünün 2010/6299 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın İPTALİ ile takibin 27.057,76 TL asıl alacak, 1.986,25 TL asıl alacak KDV’si, 12.688,47 TL işlemiş faiz ve 1.135,80 TL faize ilişkin KDV olmak üzere toplam 42.868,28 TL üzerinden DEVAMINA,
Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin alacağın likit olmaması nedeniyle REDDİNE karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince süresinde temyiz edilmiştir
Davalı hakkında karşılıksız yararlanma suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılamada, sanığın( davalının) kurum zararını giderdiği gerekçesiyle 6352 sayılı yasanın geçici 2/2 maddesi gereğince sanık hakkında ceza tertibine yer olmadığına karar verilmiş, anılan dosya kapsamında elektrik mühendisi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda kaçak elektrik bedelinin 5.605.96 .- TL olarak hesaplandığı görülmüştür.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda ise; davalı abonenin 5.003.90.- TL kaçak bedeli,11.092.12 .- TL kaçak ek tahakkuk bedeli olmak üzere toplam 16.023.02.- TL kaçak elektrik borcu olacağının bildirildiği , ayrıca ödenmeyen dönemlerin fatura bedellerinin de hesaplandığı görülmüştür.Söz konusu bilirkişi raporuna taraflar gerekçelerini de belirterek itiraz etmiş, ancak sözkonusu itirazları karşılanmamıştır.
HMK.nun 266 ve devamı maddeleri uyarınca; Mahkeme, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakim, kendisinin sahip olmadığı özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde, bilirkişiye başvurur. Bu nedenle, bilirkişinin kendisinden sorulan husus hakkında, özel ve teknik bir bilgiye sahip olması, başka bir deyişle o konuda uzmanlaşmış olması gerekir.
HMK’nun 281.maddesinde; tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır.
Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.
Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hakim çelişkiyi gidermeden karar veremez.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ile, davalının dava konusu olay hakkında yargılandığı yukarıda anılan ceza dosyası kapsamında aldırılan bilirkişi raporu arasında çelişki bulunmaktadır. Ayrıca, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ” 16/06/2008 ( kaçak tutanağı tarihi ) ile sayacın değiştiği 25/08/2008 aralığında arazide buğday ekimi yapıldığı, bu sürenin buğday sulama sezonu sonuna denk gelmesine bağlı olarak ihtilaflı dönemde bir tüketim bulunmadığı ” belirtildiğinden, bilirkişi raporu, bu haliyle davada uyuşmazlığı çözecek nitelikte, somut ve bilimsel verilere dayalı bulunmamaktadır.
Bu durumda, mahkemece; önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik konusunda uzman bilirkişi kurulundan, tarafların itirazlarını da karşılayacak, dosyadaki bilirkişi raporu ve davalı hakkındaki ceza yargılamasında aldırılan bilirkişi raporları arasındaki çelişkileri de giderecek şekilde, (davaya konu kaçak tespit ve tahakkuk tarihlerinde yürürlükte bulunan ilgili mevzuat hükümleri dikkate alınarak) davalıdan talep edilebilecek bedelin (kaçak ve kaçak ek tahakkuku) hesaplattırılması ve fatura borcunun belirlenmesi suretiyle,denetime elverişli bir rapor alınarak, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; itiraza konu bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.