Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/18158 E. 2016/13533 K. 28.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/18158
KARAR NO : 2016/13533
KARAR TARİHİ : 28.11.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki vasiyetnamenin tenfizi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacılar,babaları olan …’ın 19.06.2010 tarihinde vefat ettiğini ve geriye dilekçelerinde belirttikleri taşınmazları bıraktığını,tarafların o tarihte hayatta olan anneleri … ile birlikte ¼ oranında müşterek malik olduklarını,ancak miras intikalleri gerçekleşmeden anneleri …’ın da 20.12.2010 tarihinde vefat ettiğini,muris …’in eşi olan …’ın ölümü nedeniyle oluşan ve dilekçede belirttikleri taşınmazlardaki ¼ hissesine ek olarak yine dilekçelerinde saydıkları taşınmazları bıraktığını,murisin el yazılı vasiyetnamesinin … 13 Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2011/591 E. sayılı dosyası ile açıldığını,davalının … 23.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/315 E. sayılı dosyası ile açtığı vasiyetnamenin iptali davasının ise reddedilip kesinleştiğini ileri sürerek,muris …’a ait vasiyetnamenin tenfizini istemişlerdir.
Davalı,vasiyetnamede belirtildiği üzere muris …’a ait ¼ hissenin vasiyet edildiğini,dolayısıyla davacılardan … lehine ilgili aracın tüm hisselerinin tescilinin mümkün olmadığını,… 3.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2011/350 E. sayılı dosyasında söz konusu vasiyete konu edilen muris …’a ait banka hesabındaki paraların paylaştırılması davasının devam ettiğini,terekenin parçası olan murise ait bankadaki paraların davaya konu edilen menkul ve gayrımenkuller ile birlikte tenfizi gerektiğini,bu nedenle bu dosyanın … 3.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2011/350 E. sayılı dosyasında birleştirilmesi gerektiğini,vasiyetnamenin iptali davasının karar düzeltme aşamasında olduğunu,bu sürecin beklenilmesi gerektiğini,aksi durumda ise dilekçelerinde belirttikleri şekilde tescile karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece,… plakalı araçla ilgili dava atiye bırakıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına;vasiyete konu taşınmazlar yönünden ise davanın kabulü ile,muris …’a ait vasiyetnamenin tenfizine karar verilmiş,hüküm,taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dava, vasiyetnamenin tenfizi ile vasiyetnameye konu taşınmazın davacılar adına tescili istemine ilişkindir.
Bir hükmün neleri içermesi gerektiği HMK’nın 297. maddesinde tek tek sayılarak ayrıntılı biçimde gösterilmiştir. Buna göre hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Bu şekilde dava sonunda mahkemenin kimin lehine, kimin aleyhine karar verdiği, davacının talebinin ne kadarının kabul edildiği, davalının neye göre mahkum edildiği tereddütsüz şekilde anlaşılmalıdır.
Biçim koşullarının getirilişindeki amaç, hükmün açıklığı ve anlaşılırlığı kadar infaz kabiliyetini de sağlamaktır. Aksi hâl, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır ve dava içinden yeni davaların doğmasına neden olur.
Somut olayda, davacılar; dilekçelerinde 5 adet taşınmazın tenfizini talep ettikleri halde, mahkemece 4 adet taşınmaza yönelik hüküm kurulduğu, söz konusu 5. taşınmaz olan ‘’… mah.,… cad.,no:24 … Beşiktaş/İstanbul ‘’ adresindeki tenfize konu edilen taşınmaz hakkında hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece;yukarıda ifade edilen yasa hükümleri ve açıklamalar dikkate alınmak suretiyle tenfizi talep edilen ‘’… mah., cad.,no:24 … …/… ‘’ adresindeki taşınmaz hakkında da tenfizine karar verilen vasiyetnameye konu taşınmazın tapu kayıt bilgileri, kimin hissesinin iptal edildiği ve kimler adına tescil kararı verildiği hususları açıkça yazılmak suretiyle infazda tereddüte yol açmayacak şekilde hüküm kurulması gerekirken,bu taşınmaz hakkında hüküm kurulmamış olması doğru görülmemiş,bozmayı gerektirmiştir.
2-) Bozma nedenine göre, sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün taraflar yararına bozulmasına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.