YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13067
KARAR NO : 2016/12106
KARAR TARİHİ : 24.10.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tedbir nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, dava dilekçesi ile; davalının evi terkettiğini, başka bir erkek ile birlikte yaşadığını, kendisinin ise düzenli bir işi olmadığını ileri sürerek; kendisi için aylık 200.00.TL, ortak çocuklar için aylık 300.00’er TL tedbir nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, cevap dilekçesi ile; şiddet gördüğü için evden gittiğini, davacının ekonomik durumunun iyi olduğunu, kendisinin ev hanımı olduğunu belirterek; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, davacı için talep edilen tedbir nafakasının reddine, ortak çocuklar için 125.00’er TL tedbir nafakası ödenmesine karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
4721 sayılı TMK’nun 186/3.maddesinde; Eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında katılacağı ifade edilmiş, 197/2.maddesinde de; Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır, denilmiştir.
Tedbir nafakasının niteliği ve yasal düzenleme gereği, davalı (kadın) evlilik birliğinin giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. (TMK.186/son) Davacı (erkeğin) belirli bir gelirinin bulunması, hatta gelirinin davalı kadından fazla bile olması davalı kadını ortak giderlere (elektrik, su, telefon, yakıt, kira parası vs.) katılma yükümlülüğünden tamamen kurtarmaz.
Hakim, eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat seviyesini ayrı yaşamaları halinde de korumaları gerektiğini gözetmelidir.
Somut olayda; tarafların 17/10/1996 tarihinde evlendikleri, ortak çocuklardan…’nin 07/04/1998, …’ın 20/10/2000, …’un 19/10/2003 doğumlu oldukları, davacı babanın günlük işler yaptığı, kendi evinde kaldığı, çocukların yanında olduğu; davalı annenin ise, ev hanımı olduğu, geliri olmadığı anlaşılmaktadır. Davalının bir erkek ile birlikte yaşadığı konusu ise tartışmasızdır.
Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına ve özellikle davalının gelirine göre takdir edilen tedbir nafakalarının miktarı hak ve nesafete uygun olmayacak şekilde fazladır. Tedbir nafakasının miktarının tayin edilmesinde davalının gelirinin ve tarafların birlikte yaşadıkları sırada sürdükleri yaşam koşullarının dikkate alınması gerekir.
Mahkemece; ortak çocukların geçimi ve bakımı için gerekli, davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, TMK’nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak, ortak çocuklar için daha az bir miktar tedbir nafakalarına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 24.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.