YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8333
KARAR NO : 2016/11861
KARAR TARİHİ : 19.10.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tedbir nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalı ile 09/03/2010 tarihinde evlendiklerini, bir kız çocukları olduğunu, evlenince İskenderun’da davalının ailesinin yanına yerleştiklerini, davalı eşin sürekli davacı ile aralarında anlaşmazlık yaratmak için bahaneler bulup, evin hiçbir sorumluluğunu almadığını aynı evin içerisinde sürekli davacıya hakaretlerde bulunduğunu iddia ederek, kendisinin günlük ihtiyaçları yanısıra tedavisi oldukça masraflı olan müşterek çocuk …. için her ay ayrı ayrı aylık 1.500 TL tedbir nafakasının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalıya dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmiş, ancak davalı davaya cevap vermemiş, duruşmalara da katılmamıştır.
Mahkemece; aileye bakım yükümlülüğünün davalı tarafça ihmal edilmesi gerekçesi ile ve müşterek çocuk…’un giderlerinin hastalıkları nedeniyle yüksek olması ayrıca TMK.nın nafakayı düzenleyen maddeleri gerekçe gösterilerek, davanın kısmen kabulüne, davacının ve müşterek çocuk…’un giderleri için davacı lehine aylık 1.000TL iştirak ve yoksulluk nafakasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-6100 sayılı HMK’nın 297.maddesinde; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi emredici kural olarak getirilmiştir. İlamların hüküm bölümünün infazı kabil olması zorunlu olup yorum, tahmin, takdir yoluyla infaz kabiliyeti olmayan ilam hükmünün infazı sağlanamaz.
Somut olayda ise; mahkemece, hükümde davacı lehine aylık 1.000 TL iştirak ve yoksulluk nafakasının tahsiline karar verildiği belirtilmiş olması, iştirak ve yoksulluk nafakalarının hangi davacı için aylık ne kadar miktara hükmedildiğinin infazı kabil şekilde ayrı ayrı belirtilmemiş olması, usul ve yasaya uygun görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3-Bunun yanında; davacı vekili dava dilekçesi ile ayrı yaşamada haklılık iddiasına dayanarak, davacı kadın ve müşterek çocuk lehine tedbir nafakası talebinde bulunmuş iken, davacının talebinden farklı olarak iştirak ve yoksulluk nafakasına hükmedilmiş olması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Birinci bendde belirtilen nedenle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bentlerde açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 19.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.