Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/28495 E. 2016/17120 K. 04.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/28495
KARAR NO : 2016/17120
KARAR TARİHİ : 04.10.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (İŞ)

DAVA : Davacı, fark kıdem tazminatı, fark ihbar tazminatı ile boşta geçen süre ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, bozmaya uyarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının iş akdinin daha evvel geçersiz nedenle feshedildiğini, işe iade davası açtıklarını, işe iadesine karar verildiğini, süresi içerisinde işe başlamak için başvuruda bulunulduğunu, işveren tarafından başvuruya olumlu yanıt verilip işe başlaması için davet edildiğini, davacı işçinin işe başladığını ancak işe başlar başlamaz davalı işverenlik tarafından farklı muameleye tabi tutulduklarını, sendikal faaliyetlerinin engellenmek istendiğini, davalının işe başlatma iradesinin samimi olmadığını, iş akdinin işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini ileri sürerek, fark kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, boşta geçen süreye ilişkin ücret alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; haksız davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemenin ilk kararı Yargıtay 9.Hukuk Dairesi’nin 23.11.2015 tarihli ve 2015/23836 Esas, 2015/33237 Karar sayılı bozma ilamı ile özetle; “…Dosya içeriğine ve her iki taraf tanıklarının da anlatımlarına göre işyerinde davacı işçilerin kendi üyeleri oldukları sendikaya diğer işçilerin de üye olmaları konusunda faaliyet yürüttükleri sabit olduğu ve fakat diğer işçiler üzerinde baskı kurduklarının ispat edilemediği, davacı işçileri taşıyan servislerin değiştirildiği, sadece bu işçileri taşıyan servis tahsis edildiği, bu hali ile işçilere diğer işçilerden farklı muamelede bulunulduğu, iş şartlarının işçiler aleyhine değiştirildiği ve işverenin işe davet beyanında samimi olmadığı Yerel Mahkemenin de kabulündedir. İşe iade sonrası işverenin eski çalışma şartlarını sağlamaması halinde işe başlatma iradesinin samimi olduğundan bahsedilemez. Davacının bunu kabul etmemesi, kendisinin haklı feshi olarak değerlendirilemez. Ortada işveren tarafından işe başlatılamama ve bu nedenle işveren feshi bulunduğundan davacının ihbar tazminatının hüküm altına alınması gerekir. İş akdini haklı nedenle feshettiğinden bahisle talebin reddine karar verilmesi hatalıdır.

Diğer taraftan davacının hatalı olarak reddedilen ihbar tazminatı miktarı 200,00 TL olup karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince vekâlet ücreti reddedilen miktarı geçemeyeceğinden davalı yararına maktu 1.500 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi hatalıdır.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece özetle;bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonrasında toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda,bilirkişiden ihbar tazminatının hesaplanması yönünde ek rapor tanzimi istenildiği,Bilirkişi Av…. düzenlemiş olduğu 07/03/2016 tarihli ek bilirkişi raporunda; davacının talep edebileceği net ihbar tazminat tutarının 1.856.33TL olduğunu hesaplandığı,davanın iş akdinin haksız feshi nedeniyle kıdem, ihbar tazminatı ve boşta geçen süre alacağının tahsili istemine ilişkin olduğu, uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma ilamına göre; işyerinde davacı işçilerin kendi üyeleri oldukları sendikaya diğer işçilerin de üye olmaları konusunda faaliyet yürüttüklerinin sabit olduğu ve fakat diğer işçiler üzerinde baskı kurduklarının ispat edilemediği, davacı işçileri taşıyan servislerin değiştirildiği, sadece bu işçileri taşıyan servis tahsis edildiği, bu hali ile işçilere diğer işçilerden farklı muamelede bulunulduğu, iş şartlarının işçiler aleyhine değiştirildiği ve işverenin işe davet beyanında samimi olmadığı, bu nedenle işe iade sonrası işverenin eski çalışma şartlarını sağlamaması halinde işe başlatma iradesinin samimi olduğundan bahsedilemeyeceği, dolayısıyla davacının bunu kabul etmemesinin kendisinin haklı feshi olarak değerlendirilemeyeceği, ortada işveren tarafından işe başlatılamama ve bu nedenle işverenin haksız feshi bulunduğunun anlaşıldığı, mahkemece davacının fark kıdem tazminatı ve boşta geçen süre ücretine ilişkin önceki kararda hüküm kurulduğu ve verilen kararın Yargıtay 9.Hukuk Dairesi tarafından sair temyiz itirazlarının reddi ile kesinleştiği anlaşıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Yargıtay bozma ilamı ve davacının ikinci kez davasını ıslah edemeyeceği hususları da nazara alınarak davacının fark ihbar tazminatı talebinin ise dava dilekçesindeki talebi doğrultusunda kabulüne karar verilerek hüküm kurulmuştur.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,
içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu – 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
Somut uyuşmazlıkta mahkemece davacının fark kıdem tazminatı ve boşta geçen süre ücretine ilişkin bozma ilamından önceki kararda hüküm kurulduğu ve verilen kararın Yargıtay 9.Hukuk Dairesi tarafından sair temyiz itirazlarının reddi ile kesinleştiği gerekçesi ile hüküm fıkrasının bir numaralı bendinde davacının fark kıdem tazminatı ve boşta geçen süre ücretine ilişkin karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesinin e bendi uyarınca hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunlu olduğundan mahkemece davacının fark kıdem tazminatı ve boşta geçen süre ücretine ilişkin talepleri hakkında HMK.nun 297. maddesine uygun hüküm kurulmaması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı sair temyiz nedenleri incelenmeksizin BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 04.10.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.