Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2016/7757 E. 2016/7559 K. 02.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/7757
KARAR NO : 2016/7559
KARAR TARİHİ : 02.11.2016

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkumiyet

İlk derece mahkemesince verilip kısmen re’sen de temyize tabi hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Mağdure ile kardeşinin, annelerinin bilgisi ve talimatıyla akrabaları olan sanıkla annesi …’nın yaşadıkları eve gitmelerinin ardından bu evde bulundukları sırada sanığın mağdureye yönelik cinsel istismar eyleminde bulunduğu anlaşıldığından, mevcut haliyle mağdurenin, ailesinin isteği dahilinde olayın meydana geldiği evde kalıp sanığın, mağdurenin evde olmasını sağlamaya yönelik ayrıca bir fiilinin bulunmaması ve suçun işlendiği süreyle sınırlı bir zaman dilimi içerisinde mağdurenin hareket etme olanağının ortadan kaldırılmasının cinsel istismar suçunun unsuru olduğu nazara alınarak sanğın kanuni unsurları itibariyle oluşmayan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesi,
Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak,
Mağdure aşamalardaki beyanlarında sanığın parmağını vajinasına soktuğunu, daha sonra tuvalete gittiğinde cinsel organında kanama olduğunu fark ettiğini belirtmiş ise de, düzenlenen adli raporda, vajinal bölgede ve hymende herhangi bir darp cebir izi, bozulma veya yırtık bulunmadığının belirtilmesi karşısında, sanığın atılı suçu organ sokmak suretiyle işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı ve mevcut haliyle çocuğun basit cinsel istismarı suçundan mahkumiyeti gerektiği gözetilmeden suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık ile müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.11.2016 tarihinde üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Sayın çoğunluk ile görüş farklılığı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuyla ilgili olup, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu yönünden uyuşmazlık bulunmamaktadır. Şöyleki;
Suç tarihinde on dört yaşı içerisinde bulunan mağdure aşamalardaki beyanlarında istikrarlı olarak özetle; “misafir olarak evinde bulunduğu sırada alkol alan sanığın kalçasına, cinsel organına ve göğüslerine dokunma gibi basit cinsel istismar vasfında olan eylemlerde bulunduktan sonra oturma odasında zorla yatırıp kilotlu çorabını aşağı indirerek parmağını cinsel organına ithal ettiğini” bildirmiştir.
Mağdureye ait doktor raporunda “vajinal bölge ve hymende darp cebir izi, bozulma veya yırtığın bulunmadığı” belirtilmiş ise de; Parmak ve kızlık zarının anatomik yapısı ile Yargıtay uygulamalarına göre, zarda yırtığın bulunmaması vücudu parmağın ithal edilmediğinin maddi kanıtı sayılmamaktadır. Burada suçun sübutunu ve niteliğini belirlerken diğer kanıtların değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dosya içeriğine göre mağdure suç tarihinde on dört yaşı içerisinde ve lise öğrencisidir. Sanığa iftira atması için ileri sürülmüş bir neden yoktur, ayrıca olayları algılamasını ve bunu ifade etmesini engelleyici bedensel veya ruhsal hiçbir engeli bulunmamaktadır. Mağdurenin yaşına ve olayları idrak düzeyine göre kendisine yönelik fiilleri algılayacak ve ifade edecek durumdadır. Suçun sübutu ele alınırken mağdurenin beyanlarının doğru kabul edilip, vücuda parmak ithal edilip edilmediği ve buna bağlı olarak suç vasfı belirlenirken, yasal bir neden olmaksızın aynı mağdurenin anlatımlarının bölünerek yalan veya yanlış kabul edilmesi açık çelişki oluşturacaktır.
Kızlık zarının yapısı, eylemde kullanılan organın vasfı, Yargıtay uygulamaları, mağdurenin yaşı, fiziksel ve ruhsal durumu, aşamalardaki uyumlu anlatımları, bunu doğrulayan diğer kanıtlar ve tüm dosya içeriği nazara alındığında; mahkemenin eylemi çocuğun nitelikli cinsel istismarı olarak kabulünde bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, suç vasfının tayininde yanılgıya düşüldüğü gerekçesiyle bozulmasına dair sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.