Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/29347 E. 2016/17518 K. 06.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/29347
KARAR NO : 2016/17518
KARAR TARİHİ : 06.10.2016

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı-karşı davalı kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine, davalı-karşı davacı ise ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı-Karşı Davalı vekili özetle; davacının davalı işverenlik nezdinde aylık brüt 2.023,00 TL ücrct ile çalıştığını, yol ve yemek masraflarının davalı tarafından karşılandığını, 2006 Temmuz ayından 2008 Eylül ayına kadar 07:00-23:00 saatleri arasında çalıştığını, normal çalışma döneminde ise 08:30-20:30 saatleri arasında çalıştığını, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, iş akdinin haksız olarak feshedildiğini iddia ederek; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti ve ödenmeyen ücret alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı-Karşı Davacı vekili özetle; davacının maaş artırım talebinin yerinde görülmemesi üzerine davacı aylık brüt 2.023,00 TL ücret ile çalışmayacağını beyan ederek iş akdini kendisinin feshettiğini, çalışma saatlerinin 08:30-18:30 arası olduğunu ve fazla mesai yapılmadığını, fazla mesai yapılması durumunda fazla mesai ücretlerinin ödendiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Karşı Davacı vekili karşı davasında ise davacının 5 yılı aşkın çalışmasının ardından bildirim yapmaksızın iş akdini feshetmesi nedeniyle, 500.00-TL ihbar tazminatının davacıdan tahsilini karşı dava olarak ileri sürmüştür.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın temyiz edilmesi üzerine, karar Dairemizin 18/03/2014 tarih, 2012/6477 esas ve 2014/8700 karar sayılı ilamı ile özetle ve sonuç olarak;
“-Davacı işçi dava dilekçesinde 2006 Temmuz ayından 2008 Eylül ayına kadar 07:00-23:00 saatleri arasında çalıştığını, normal çalışma döneminde ise 08:30-20:30 saatleri arasında çalıştığını açıklamış ve buna göre fazla çalışma ücreti talep etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davacı tanığının anlatımına göre 07:30- 23:00 arası çalışma esası doğrultusunda günde 5 saat fazla çalışma olsa da günde 3 saat ile sınırlandırılarak haftada 15 saat fazla çalışma ücreti hesaplanmıştır. Davacının dava dilekçesinde normal dönem olarak açıkladığı çalışma saatleri ile bağlı olduğu kabul edilmeli ve belirtilen dönem için 08:30-20:30 arası 12 saatlik çalışma süresinden 1.5 saat ara dinlenmesi düşülerek haftada 5 gün çalışma esasına göre 52.5 saat haftalık çalışma süresi belirlenmelidir. Bu durumda davsa dilekçesinde açıklanan tarihler arası dışında kalan dönem için haftalık fazla çalışma süresi 7.5 saat olarak dikkate alınmalıdır. Mahkemece davacının çalışma saatleri konusunda talebini aşar şekilde hesaplamaya gidilmesi hatalıdır.
-Davacının son ücreti taraflar arasında tartışmasız olup, ihbar ve kıdem tazminatı ile izin ücreti dışındaki alacaklar bakımından son ücretin asgari ücrete oranına göre önceki dönem ücretleri belirlenmiştir. Davalı vekili taraflar arasında tüm çalışma dönemi ücretlerinin tartışmasız olduğunu ileri sürerek, oranlama esasına göre yapılan hesaplamaya itiraz etmiştir. Belirtmek gerekir ki, işçinin dönem ücretlerinin belli olduğu ya da belirlenebildiği hallerde bilinen son ücretin asgari ücrete oranına göre hesaplamaya gidilmesi doğru değildir. Dosya içinde davacının imzasını taşıyan bazı ücrct bordroları ile bankaya maaş ödeme bilgileri yer almakta olup davalının bu yöndeki itirazları değerlendirilmeli ve dönem ücretlerinin belirlenmesi durumunda saptanan ücretlere göre hesaplamaya gidilmelidir.
-Davacı işçi bazı aylar ücretlerinin yarım ödendiğini ileri sürerek ücret farkı isteğinde bulunmuş, davalı işveren ise ekonomik krize bağlı olarak zaman zaman işçilerin rızası alınarak ücretsiz izin uygulamasına gidildiğini savunmuştur. Davalı işveren davacının imzasını taşıdığı ileri sürülen bazı ücretsiz izin belgelerini sunmuştur. Mahkemece işverence aralıksız çalıştırıldığı görüşüyle davaya konu ücret ve diğer işçilik alacakları bakımından yapılan hesaplamaya göre isteklerin kabulüne karar verilmiştir. Ancak davacı tarafın ücretsiz izin belgelerine karşı diyecekleri sorulmamış ve bilirkişi raporunda bu yönde bir değerlendirmeye yer verilmemiştir. Ücretsiz izin uygulamasına dair belgelere karşı davacının diyecekleri sorulmalı ve dosyadaki delil durumu bu yönde yeniden değerlendirilerek, ücrct farkı ve diğer işçilik alacakları bakımından gerekirse ek hesap raporu aldırılmalıdır.
-Davalının zamanaşımı defi üzerine mahkemece ek hesap raporu almak yerine, zamanaşımının resen dikkate alındığından söz edilerek ancak denetime elverişli bir hesap yöntemi gösterilmcksizin karar verilmesi de hatalıdır.
-Yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin, kabul edilen miktarlar ile taktiri indirim dışındaki nedenlerle reddine karar verilen miktar gözetilerek belirlenmesi gerekirken bu yön dikkate alınmaksızın hüküm altına alınması da hatalıdır.” gerekçeleriyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada ek rapor alınmış ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir
2- Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay’ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan yerel mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Mahkeme uyma kararını kaldırarak, direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmünün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz. Bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur.
Somut uyuşmazlıkta; fazla çalışma ücreti alacağının hesabı sırasında bozma doğrultusunda dönem ücretleri kayıtlara göre belirlenmiş ise de, bozma sonrası belirlenen saat ücretlerinin bozmadan önceki saat ücretlerinden fazla olduğu anlaşılmaktadır.
Önceki karar davalı lehine bozulduğundan bozmadan önceki hesaba esas saat ücreti miktarı açısından davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur.
Bu nedenle kararın fazla çalışma ücreti hesabının bozmadan önceki saat ücreti üzerinden yapılması için bozulması gerekmiştir.
F)Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06/10/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.