YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15562
KARAR NO : 2016/13364
KARAR TARİHİ : 24.11.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, … Köyü … Sokak No:8/A … adresinde 7630026295 vergi sicil numarası ile kültür mantarı üretim işletmesinin sahibi olduğunu, mantar üreminin ana girdisinin elektrik olduğunu, elektrik olmadığı zaman üretimin olmadığını, ailesinin özel sorunları ve eşinin 15 senedir rahatsız olması, tekrar sağlığına kavuşması için verdiği mücadele sırasında elektrik ücretini ödemeyi geciktirdiğini; davalı şirket görevlilerinin önceden hiçbir ihtar, ihbar ve süre vermeden abonesi ve sahibi bulunduğu iş yerinin elektriğini kestiklerini; kesinti sebebiyle uğradığı zararın … Valiliği…Müdürlüğünce 65.472,00 TL olarak tespit edildiğini; kesinti üzerine ürettiği malları pazarladığı müşterilerini kaybettiğini, kendisine rakip olan işyerlerinin müşterilerini elde ettiklerini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, uğramış bulunduğu 65.472,00-TL zararın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının 2003/2 döneminden 2012/9 dönemine kadar hiçbir borcunu ödemediğini, elektiriğin kesilmesinden bizzat kendisinin sorumlu olduğunu, toplam 11.804,20 TL enerji borcunun icra takibinde olup, takip dosyalarının halen derdest bulunduğunu; ayrıca, elektriği kesme bildirimlerinin de davacıya yapıldığını, davacının aboneliği hakkında yapılan elektrik kesme işleminde hukuka aykırılık bulunmadığını, mevzuat hükümleri çerçevesinde hareket edildiğini savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; taraflar arasındaki abone sözleşmesi ve bu sözleşmenin dayanağı olan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği hükümleri uyarınca davacıya gerekli uyarıların yapıldığı, buna rağmen borcun ödenmediği ve bu nedenle de elektriğin kesildiği; elektrik kesme işleminde davalının ilgili mevzuat uyarınca haklı olduğu, elektrikle ilgili iş yapan davacının elektrik tüketim bedellerinin ödenmesi konusunda daha titiz davranarak ve gerekli uyarıları dikkate alarak işlem yapması gerekirken bunu yapmayarak kendi kusurlu hareketleri ile zarara sebebiyet verdiği, meydana gelen zararda davalının yasa ve yönetmeliklere uygun olarak yaptığı elektrik kesme uygulamasının etkisinin bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Uyuşmazlık, davacının kültür mantarı üretimi yaptığı işletmesine ait aboneliğin elektriğinin davalı şirket tarafından kesilmesi nedeniyle, davacının zarara uğradığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
İşin esasına geçmeden önce, davaya bakmakla görevli mahkemenin belirlenmesi gerekmektedir.
Temyize konu dava, 6335 sayılı yasa ile değişik 6102 sayılı TTK’nın 4. ve 5. maddelerinin yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden sonra, 28.12.2012 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmıştır.
Anılan Yasanın 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olması ve ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olmasının gerekli ve yeterli olduğu belirtilmiş; müteakip 5. maddesinde ise, “Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır… Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir.Görevle ilgili konularda kazanılmış hak söz konusu olmaz.
Eldeki dosyada ise, dosya içerisindeki belgelerden davacının işyerine ilişkin abonelik türünün ticarethane olduğunun da anlaşılması karşısında, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olarak açılan iş bu davada uyuşmazlık ticari mahiyette olup, uyuşmazlığın çözümü Asliye Ticaret Mahkemesinin görevi içerisindedir.
Hal böyle olunca, mahkemece; uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, öncelikle yargı yerinde ayrı Asliye Ticaret Mahkemesi varsa görevsizlik nedeniyle HMK’nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine, ayrı Asliye Ticaret Mahkemesi yoksa davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakılması ve 6100 sayılı HMK’nun 297/1-a maddesi uyarınca da kararın Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla verildiğinin hükümde gösterilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek davanın esası hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.11.2016 günü oybirliğiyle karar verildi.