YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/33947
KARAR NO : 2016/17842
KARAR TARİHİ : 13.10.2016
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili özetle; davacının 07/03/2011 tarihinde belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalayarak …’nin işçisi olarak çalışmaya başladığını, iş akdinin haksız ve geçersiz olarak feshedildiği 17/09/2013 tarihine kadar ‘ Çağrı Merkezi Müşteri Temsilcisi’ olarak çalıştığını, ancak kayıtlarda davacının 2 nolu davalı … ‘nin çalışanı gibi göründüğünü, işe alınması ve çalışması sırasındaki emir ve talimatların asıl işveren durumundaki 1 nolu davalı şirketin müdürlerince takdir edildiğini, şirket değişikliği bildirimi yapılmasına karşılık servis, yemek hizmeti, çalışılan yer dahil çalışma şartlarında hiçbir değişikliğin olmadığını, bu durumun 1 nolu davalı … ‘nin asıl işveren olduğunu gösterdiğini, 17/09/2013 tarihli fesih bildiriminde ‘ … Türkiye Disiplin Komitesi tarafından değerlendirme yapıldığı ve 4857 sayılı İş Kanununun 25.maddesinde belirtilen durumlar nedeni ile’ denilerek iş akdinin sona erdirildiğini, fesih gerekçesinin yersiz ve haksız olduğunu, davalı tarafın bu iddiasını kanıtlaması gerektiğini, müvekkilinin asıl işveren durumundaki … şirketinde işine iadesi gerektiğini iddia ederek; davacının işe iadesini dava ve talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar vekili özetle; müvekkilleri arasında muvazaa bulunmadığını, çağrı merkezinde çalışan davacı dahil bir çok personelin müşterilerle yaptığı görüşmelerin incelenmesi neticesinde, davacının çok sayıda ve özellikle yemek saatleri veya iş çıkış saatlerine yakın zamanlarda veya daha çok mola zamanı kazanmak amacıyla gereksiz yere VLR reset işlemi yaparak veya arkadaşlarına yaptırarak veyahut da başka arkadaşları için aynı işlemi yaparak ihlal yapması nedeniyle şirket zararına yol açan davranışı karşılığı iş akdinin feshi yönünde karar alındığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak; davacının asıl işvereninin … olduğu, davacının iddia edilen eylemlerinin işverenin güvenini kötüye kullanma niteliğinde olmadığı gibi, doğruluk ve bağlılığa aykırı hareketler şeklinde de değerlendirilemeyeceği kanaati ile ve bu şirket tarafından yapılmış usulüne uygun fesih bulunmadığı, aynı grup içerisinde yer alan … tarafından yapılan feshin de haklı ya da geçerli nedene dayanmadığı kanaati ile, davanın kabulüne ve işverence yapılan feshin geçersizliğine, davacının … nezdindeki işe iadesine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir
2-Somut uyuşmazlıkta; müşteri hizmetleri departmanında çalışan davacının, prosedüre aykırı bir şekilde VLR Reset İşlemi yaparak abone görüşmelerini sonlandırdığı ve bu nedenle iş akdinin haklı olarak feshedildiği savunulmuştur.
Dosya içerisindeki bilgi ve begelerden; müşterilerin arama, aranamama, mesaj gönderememe veya mesaj alamama, internete bağlanamama gibi şebeke kaynaklı sorunları olması halinde çağrı merkezini aradıklarında müşteri yetkilisi tarafından VLR Reset (Visitor Location Register Reset) – (Mobil İstasyon İçerisinde Bulunan Müşteri Şebeke Sıfırlanması) olarak tanımlanan bir işlem yapıldığı, bu işlemin yapıldığı anda müşterinin şebeke bağlantısının kısa bir süreliğine kesildiği, acil durum çağrıları da dâhil olmak üzere 7-8 saniyelik bir süre içerisinde, müşterinin hiçbir çağrıyı alamadığı gibi herhangi bir arama da gerçekleştiremediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, bilirkişi heyetince düzenlenen rapora da itibar edilerek, yapılan feshin haklı veya geçerli bir nedene dayanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerde yapılan inceleme neticesinde; 17.09.2013 tarihli fesih bildiriminin 4857 sayılı İş Kanununun 19. maddesine uygun düzenlenmediği, fesih gerekçesinin açık ve net bir şekilde belirtilmediği, muğlâk kalmasının tercih edildiği,
“VLR reset” işlemi yaparak müşterinin çağrısını sonlandırmak yönündeki eylemin “İşverenin güvenini kötüye kullanmak. doğruluk ve bağlılığa aykırı davranmak ” kavramı kapsamında değerlendirilebilecek ağırlıkta olmayıp, ancak”Görevin gerektiği özenle yapılmaması olarak değerlendirilerek ikaz edilmesi veya 1-2 günlük ücret kesintisi cezası verilmeyip iş akdinin feshi yönüne gidilmesinin isabetli olmadığı,
İşletmede oluşumu ve tarafsızlığı tartışmalı Disiplin Yönergesinin mevcut olduğu, bu iç düzenlemenin 6.D maddesinde, çalışanların işine kurul kararıyla son verileceği, 5 C maddesinde ise fiil ne olursa olsun savunma alınmasının kabul edildiği, ancak davacıdan savunma alınmadığı, dolayısıyla hem yasal hem de iç düzenleme uyarınca tanınmış olan savunma hakkına riayet edilmediği, bu haliyle de fesih işleminin 4857/19’a aykırı olduğu, dolayısıyla davacının işe iadesinin gerektiği,
Davalılardan … ile diğer davalı … arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğu, Yargıtay kararları uyarınca alt işveren … yönünden feshin geçersizliği ve işe iade kararı verilmesi halinde, feshin geçersizliğine bağlı “Boşta geçen süre ücreti” ile “işe başlatmama tazminatı bakımından asıl işveren …’nin de birlikte sorumlu olduğu yönünde karar verilmesi gerektigi” ifade edilmiştir.
Bu hali ile rapor, yetersizdir.
11.09.2013 tarihli disiplin kurulu karar tutanağında; usulsüz VLR Reset işlemi yoğunluğuna göre 30 ve üzeri ihlal gerçekleştiren çalışanların iş akdinin feshine karar verildiği, 30’un altında ihlal geçekleştiren çalışanların ise terditli olarak sözlü ve yazılı uyarı ile kınama cezalarıyla cezalandırıldıkları görülmektedir.
Her ne kadar davalı şirketin; disiplin politikasına ilişkin yönetmelik uyarınca “çalışanın yazılı savunması alınmadan veya çalışana yazılı savunma imkanı verilmeden disiplin kurulunun karar alamayacağı” iddia olunmuş ise de, yönetmeliğin fesihten çok önce revize edildiği ve söz konusu düzenlemenin kaldırıldığı anlaşılmıştır. Kaldı ki işverence söz konusu düzenlemeye aykırı davranılması halinde, bu durumun haklı feshi ortadan kaldırmakla birlikte feshin geçersizliğine yol açmayacağı ortadadır. Bir başka ifade ile feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığının değerlendirilmesi gerekir.
Mahkemece, iş yerinde içerisinde bilgisayar uzmanının da bulunduğu yeni bir bilirkişi heyeti ile keşif yapılarak; davacının gerek kendi, gerekse diğer müşteri temsilcilerinin gerçekleştirdiği görüşmelerde ihtiyaç bulunmamasına rağmen VLR Reset İşlemi uygulayıp uygulamadığı, hattan düşmelerin sistemsel bir hatadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı net bir biçimde belirlenmelidir.
Davacının gerekmediği halde VLR Reset İşlemi yaptığı ve bunun sistemsel bir hatadan kaynaklanmadığının tespiti halinde ise bu usulsüz VLR Reset İşlemlerinin 11.09.2013 tarihli disiplin kurulu kararı doğrultusunda 30 ve üzerinde olup olmadığı tespit edilmeli, 30’un üzerinde olduğunun belirlenmesi halinde, davacının müşterilere haber vermeksizin, işverenin itibarını zedeleyecek şekilde davrandığı ve iş yerinde olumsuzluklara yol açtığı dikkate alınarak iş akdinin geçerli nedenle feshedildiği kabul edilmelidir.
Yeterli araştırma ve inceleme yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
F)Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13/10/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.