Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2016/13455 E. 2016/18376 K. 27.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/13455
KARAR NO : 2016/18376
KARAR TARİHİ : 27.10.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyetlerine dair

Dairemizin 07/07/2013 gün ve 2012/31839 Esas, 2013/37935 Karar sayılı onama kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 18/07/2016 tarihli itiraz ile ”sanıklardan … hakkında TCK’nin 87/3. maddesi ile yapılan uygulamanın kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisi derecesine göre orantısız olması, sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması nedenleriyle sanığa fazla ceza tayin edildiğine, diğer sanıklardan …’ın eyleminin silahla kasten yaralamaya teşebbüs, …’ın eyleminin ise kasten yaralamaya teşebbüs niteliğinde olduğu” şeklindeki itirazının incelenmek üzere dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede;
1) Yerinde görülen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının KABULÜNE,
2) Dairemizin 04/07/2013 tarih ve 2012/31839 Esas, 2013/27935 Karar sayılı ONAMA kararının “kasten yaralama” suçu yönünden KALDIRILMASINA,
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık … yönünden;
a) Adli tıp kriterleri açısından kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1) ila ağır (6) derece şeklinde sınıflandırılması ve 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisine göre cezanın en fazla 1/2 oranında artırılması öngörülmüş olması karşısında, katılanın adli raporunda vücudundaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin orta (2) derece olduğunun belirtilmesine rağmen, TCK’nin 3. maddesine göre orantılılık ilkesine aykırı olarak sanığın cezasından 1/2 oranında artırım yapılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
b) Olayın başlangıcına dair olayın taraflarının ilk haksız hareketin karşı taraftan geldiğine dair beyanları dışında bir delil bulunmadığı, ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenemediği bu nedenle sanık hakkında haksız tahrike ilişkin TCK’nin 29. maddesi gereğince uygulama yapılması gerektiği halde indirim yapılmaması suretiyle,
2) Sanık … yönünden;
Sanığın mağdura yönelik olarak kasten yaralama eylemine teşebbüs ettiği, olay yerinde bulunan polis memurlarının biber gazlı müdahalesi ile eyleminin gerçekleştiremediği, olay tutanağı, olaya müdahale eden polis memurlarının duruşmada doğruluğunu tasdik ettikleri kolluk anlatımları, sanık savunmaları ve mağdurun adli raporunda yalnızca bir adet yaralanmanın bildirilmiş olması ile sabit olduğu, eylemin soruşturma ve kovuşturulmasının şikayete tabi olması, mağdurun şikayetçi olmaması nedeniyle yerel mahkemenin düşme kararı vermesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre;
Adli tıp kriterleri açısından kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1) ila ağır (6) derece şeklinde sınıflandırılması ve 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisine göre cezanın en fazla 1/2 oranında artırılması öngörülmüş olması karşısında, katılanın adli raporunda vücudundaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin orta (2) derece olduğunun belirtilmesine rağmen, TCK’nin 3. maddesine göre orantılılık ilkesine aykırı olarak sanığın cezasından 1/2 oranında artırım yapılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
3) Sanık … yönünden;
UYAP sisteminden alınan güncel nüfus kayıt örneğine göre sanığın mahkemenin hüküm tarihinden sonra, temyiz inceleme tarihinden önce 03/082013 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, sanık hakkında açılan kamu davası ile ilgili olarak 5237 sayılı TCK’nin 64/1. maddesinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 6723 sayılı kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.