Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2015/17668 E. 2016/18398 K. 24.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/17668
KARAR NO : 2016/18398
KARAR TARİHİ : 24.10.2016

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, 29/07/2011 tarihinde satın alma sorumlusu olarak işe başladığını, davalı işverenin müvekkilinin haberi olmadan kendisinin yerine başka bir satın alma sorumlusunun alınacağını öğrendiğini, internetten de buna ilişkin iş ilanını gördüğünü, bunun üzerine davalı işveren ile görüştüğünü, davalı işverenin davacıya isterse işten çıkabileceğini ancak her türlü hak ve alacağını aldığı şeklinde bir ibraname imzalanması gerektiğini belirterek hiç bir hakkı verilmeden işten çıkışının yapılmasının istendiğini, müvekkilinin çalıştığı süre boyunca maaşının çok az artırıldığını, fazla mesai, hafta tatili ve resmi tatil günlerindeki çalışmalarının ücretlerini alamadığını, davalı işverenin diğer işyerlerinde davacı statüsünde çalışanların daha yüksek maaş ve zam artışları ile çalıştığını, bu nedenlerle 03/10/2013 tarihli ihtarname ile iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek fazla çalışma ücreti, genel tatil ücreti, hafta sonu tatil ücreti ile kıdem tazminatı alacağını talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının şirketteki görevlerini gerektiği şekilde yerine getirmediğini,bu durumun diğer şirket çalışanlarının vermiş olduğu şikayet dilekçeleri ile sabit olduğunu, fatura girişleri ile stok takiplerinin gerektiği gibi yapılmadığının bizzat hastane hekimleri ve çalışanlarının tespitleri ile çeşitli belgeler ile sabit olduğunu, tüm bu olanlara rağmen davacının iş akdinin feshi yoluna gidilmediğini, 02/10/2013 tarihli ihtarname ile kendisinin sadece uyarıldığını, bundan hemen bir gün sonra 03/10/2013 tarihli ihtarname ile davacının iş akdini feshettiğini bildirdiğini, davacının hak ettiği fazla mesailerin ödendiğini, 08/10/2013 tarihli ihtarname ile iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı tarafından iş akdinin haklı nedenle feshedildiği 03/10/2013 tarihli ihtarname ile bildirildiği, dosya kapsamından davacının feshe konu ettiği fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücretlerinin ödenmediği anlaşıldığından, davacının iş akdini haklı nedenle feshettiği kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Mahkemece, davacı işçinin fazla çalışma ücreti, genel tatil ücreti ve hafta tatili ücreti isteklerinin kabulüne karar verilmiştir.
Fazla çalışmaların, ulusal bayram ve genel tatil çalışmaları ile hafta tatili çalışmalarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda takdiri indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır (Yargıtay 9.HD. 11.2.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K; Yargıtay, 9.HD. 18.7.2008 gün 2007/25857 E, 2008/20636 K.). Ancak tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Dairemizin önceki kararlarında; fazla çalışma, genel tatil ve hafta tatili ücretlerinden yapılan indirim üzerine, reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmekteydi (Yargıtay 9.HD. 11.02.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K.). Ancak, işçinin davasını açtığı veya ıslah yoluyla dava konusunu arttırdığı aşamada, mahkemece ne miktarda indirim yapılacağı işçi tarafından bilenemeyeceğinden, Dairemizce 2011 yılı itibarıyla maktu ve nispi vekâlet ücretlerinin yüksek oluşu da dikkate alınarak konunun yeniden ve etraflıca değerlendirilmesine gidilmiş, bu tür indirimden kaynaklanan ret sebebiyle davalı yararına avukatlık ücretine karar verilmesinin adaletsizliğe yol açtığı sonucuna varılmıştır. Özellikle seri davalarda indirim sebebiyle kısmen reddine karar verilen az bir miktar için dahi her bir dosyada zaman zaman işçinin alacak miktarını da aşan maktu avukatlık ücretleri ödetilmesi durumu ortaya çıkmaktadır. Yine daha önceki kararlarımızda, yukarıda değinildiği üzere fazla çalışma alacağından yapılan indirim sebebiyle ret vekâlet ücretine hükmedilmekle birlikte, Borçlar Kanununun 161/son, 325/son, 43 ve 44 üncü maddelerine göre, yine 5953 sayılı Yasada öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden yapılan indirim sebebiyle reddine karar verilen miktar için avukatlık ücretine hükmedilmemekteydi. Bu durum uygulamada hakkaniyete aykırı sonuçlara neden olduğundan ve konuyla ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde de herhangi bir kurala yer verilmediğinden, Dairemizce eski görüşümüzden dönülmüş ve fazla çalışma, genel tatil ve hafta tatili alacağından yapılan indirim nedeniyle reddine karar verilen miktar bakımından, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, takdiri delil nitelğindeki tanık beyanları ile kanıtlanan fazla mesai, genel tatil ve hafta tatili ücretlerinden takdiri indirim yapılmaması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 24/10/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.