Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/19803 E. 2016/13951 K. 06.12.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/19803
KARAR NO : 2016/13951
KARAR TARİHİ : 06.12.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı tarafça istenilmekle, daha önceden belirlenen 06.12.2016 duruşma günü için tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. … geldi. Aleyhine temyiz olunan davacı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14:00′ e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde; davalı şirketin, dava dışı şirketten olan alacakları için başlattığı icra takipleri nedeniyle müvekkilinin finansal kiracısı olduğu iş makinelerinin haczedildiğini, müvekkilinin muhafaza baskısı nedeniyle icra dosyalarına ödeme yapmak zorunda kaldığını, dava dışı finansal kiralayan şirket tarafından açılan davalar sonucunda iş makinelerinin finansal kiralama sözleşmesine konu olduğunun tesbiti ile hacizlerin kaldırılmasına karar verildiğini ileri sürerek; haciz ve muhafaza baskısı altında ödenen 57.900 TL’nin fiili ödeme tarihlerinden işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tarafların tacir ve dava konusunun ticari iş olması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi, yetkili mahkemenin ise … Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, ayrıca davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, esas yönünden ise davacının borçlu namına ödeme yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; görev itirazı reddedildikten sonra yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dava, haciz ve muhafaza baskısı altında ödendiği ileri sürülen paranın istirdatı istemine ilişkindir.
Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra, 18.07.2014 tarihinde açılmıştır.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4.maddesine göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın maddede altı bent halinde sayılan davalar, ticari dava sayılır. Taraflardan biri, tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
6335 Sayılı Kanun’un 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, mülga 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re’sen incelenir.
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; uyuşmazlığın, tacir olan tarafların ticari işletmelerine ilişkin olduğu ortadadır.
Bu durumda, mahkemece; davanın ticari dava olması nedeniyle görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gözetilerek, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, bu yöne ilişen görev itirazının reddi ile uyuşmazlığın esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
2-)Bozma nedenlerine göre davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı için takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.12.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.