YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/9835
KARAR NO : 2016/11854
KARAR TARİHİ : 16.11.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; hırsızlık suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Müşteki …’ın inşaat şantiyesinin D Blokunda dairelerin tesisatı için hazırlanmış elektrik kablolarının kesilerek alındığını beyan ettiğinin anlaşılması karşısında,
1)Suç tarihinde, malzemelerin alındığı inşaat blokunun kapı ve pencerelerinin takılı, duvarlarının örülü ve buna bağlı olarak da suçun işlendiği yerin bina vasfının olup olmadığı araştırılıp, sonucuna göre sanığın eyleminin hukuki vasfının (bina ise 142/2-h, değilse 142/1-e) tayin ve takdiri gerektiği dikkate alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması,
2)Hırsızlık suçuna konu eşyanın önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınarak 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
3)Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 21.01.2014 gün, 2013/2-686 Esas ve 2014/19 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; hırsızlık suçunun konusunu oluşturan elektrik kabloların kesilerek alınması şeklindeki olayda, suç konusu elektrik kablolarıyla ilgili olarak hırsızlık eylemini gerçekleştirebilmek için elektrik kablolarından bağımsız olan başkaca bir mala zarar verme sözkonusu olmayıp bizzat suç konusu olan elektrik kabloları üzerinde meydana gelen bir zarar bulunduğunun anlaşılması karşısında; hırsızlık suçunun yanında, ayrıca mala zarar suçundan da hüküm kurulamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz nedenleri ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 16.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.