Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/16835 E. 2014/2384 K. 11.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16835
KARAR NO : 2014/2384
KARAR TARİHİ : 11.02.2014

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.12.2011 tarih ve 2008/123-2011/842 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11.02.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalılar vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davadışı arsa maliki arasında 23.07.1997 tarihli taşınmaz satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye konu parselde yapımı süren tatil köyü 13.02.2004 tarihli kira sözleşmesiyle sahibi tarafından müvekkiline kiralandığını, daha sonra inşaatı ve tefrişi karşılığında o tarih itibariyle kuruluşu yapılmamış davalı A.Ş’ye 10 yıl süreyle müvekkili tarafından kiralandığını, bu sözleşmenin 4. maddesinde kurulacak davalı şirkette dava dışı…ın % 50, müvekkilinin % 40 ve davadışı …’ın 10 pay sahibi olacağının ve herkesin payı oranda nakdi sermaye olarak şirkete vermeyi kararlaştırıldığını, davalı şirketin kuruluşundan sonra 03.03.2004 tarihli ek sözleşme imzalandığını, baştaki sözleşmenin yürürlüğe girdiğini, ek sözleşmede müvekkili tarafından ödenmesi kararlaştırılan % 40 harcamanın dava dışı… tarafından karşılanması, kiracı olan davalı anonim şirketin ortak sıfatıyla müvekkilince talep edilecek kâr payının 01.01.2012 tarihine kadar bu kişiye ait olacağının hüküm altına alındığını, dava dışı …’ın taahhütlerini yerine getirememesi nedeniyle davalı şirketteki payını diğer davalı gerçek kişilere devir ettiğini, bu gelişmelerin müvekkili genel kurulunda kabul edildiğini, müvekkiline ait hisselerin de genel kurul kararı olmaksızın yönetim kurulu tarafından bir dönem müvekkilinin vekilliğini yapmış davalı … ile yine kooperatif üyesi olan diğer davalıya devrinin yapıldığının ortaya çıktığını, bu davalılar ile müvekkilinin yöneticilerinin kasten işbirliği içinde hareket ettiklerini, devrin geçersiz olduğunu, ayrıca davalı şirketle müvekkili arasında taşeronluk sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin ne zaman yapıldığının belli olmadığını, ortaklara ağır yükümlülük getiren sözleşmenin 1163 sayılı Kanun’un 52. maddesi karşısında geçersiz bulunduğunu, davalının bu sözleşmeye dayalı fazla inşaat bedeli talep ettiğini, sözleşmenin zaman ve konu itibariyle imkansız bulunduğunu ileri sürerek, hisse devir sözleşmesinin geçersizliği nedeniyle iptaline, davalı şirket ile yapılan sözleşmenin 5/L maddesinin imkansız borçlanmayı içermesi nedeniyle hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davacının müvekkili şirketle sözleşme imzalaması sonrası edimlerini ifa bakımından toplanan aidatların yetmediğini, iflas etme aşamasına geldiğini belirterek kooperatifin ortağı olan müvekkili …’den yardım istediğini, anılan müvekkilinin usulüne uygun şekilde davalı şirketin bir takım hisselerini devir alarak 15.000.000 USD yatırım yaptığını, 2,5 yıl boyunca davacı ortakları ile toplantılar gerçekleştirildiğini, durumun genel kurullarda tartışıldığını, istemin zamanaşımına uğradığını, yapılan işlemlerin usulüne uygun bulunduğunu, kaldı ki, davacı yöneticilerinin böyle bir işlemi mevcut ise, müvekkilinin bundan haberdar olmadığını, davacının lehine işlemler yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı ile dava dışı taşınmaz sahibi arasında 23.07.1997 tarihli satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığı, üzerinde yapımı süren tatil köyünün davacı tarafından 13.04.2004 tarihli kira sözleşmesi ile taşınmaz sahibinden kiralandığı, sonrasında davalı …A.Ş’nin kurulduğu, bu şirket kurulmadan şirket ile bir sözleşme yapılarak inşaatın yapılması ve tefrişi karşılığında tesisin 10 yıl süre ile davalı şirkete kiralandığı, aynı sözleşmede kurulacak şirketin %50 hissesinin …’a, %40 hissesinin davacı kooperatife, %10 hissesinin ise …’a ait olacağı ve her ortağın payı nispetinde nakdi sermaye koyacağının kararlaştırıldığı, davalı şirketin 17.02.2004 tarihinde tescil edilerek tüzel kişilik kazandığı, sonra 03.03.2004 tarihinde ek bir sözleşme daha imzalandığı ve şirket ortağı kooperatif tarafından karşılanacak %40 nakdi sermayenin … tarafından karşılanacağının belirlendiği ve davacının bunun karşılığında 01.01.2012 tarihine kadar şirketteki karını işbu şahsa devrettiği, şirket ortaklarından … ve arkadaşlarının şirkete koymayı vaat ettikleri sermayeyi koyamamaları sebebiyle 10.07.2004 tarihli protokol ile şirket borçlarının davacı kooperatifçe ödenmesi karşılığında hisselerini davacı kooperatife temlik ettikleri, 15.07.2004 tarihinde ise davacı şirketteki tüm hisselerini davalı … A.Ş’nin tüm borçlarını yüklenmeleri karşılığında … ve …’e devir ettiği, …’ın da 03.03.2004 tarihli sözleşmeden doğan tüm haklarını devir ve temlik ve ibra sözleşmesi ile davalı şirkete temlik ettiği, davacı ile davalı şirketin 01.11.2004 tarihinde yeni bir sözleşme imzaladıkları, sözleşmenin 4. maddesinde kooperatifin şirketteki hisselerine karşılık koyması gereken sermayeyi koymadığını, bu sebeple kooperatifin şirketteki hisselerini devredeceğini yine kooperatifin şirketteki hisselerini derhal yahutta göstereceği 3. kişilere temlik etmeyi kabul ettiği, parsel üzerine bir kısım fazla imalatların yapıldığı belirtilerek mal sahibi …’ın sözleşmeye aykırı davranması sebebiyle bir kısım zararların oluştuğunu, bu sebeple kooperatif parsel üzerinde yapmış olduğu fazla imalat sebebiyle elde edeceği tüm bedelleri şirkete vereceğinin belirlendiği, yine kira kontratı ve hak devri ve işletme sözleşmesi başlıklı tarihsiz bir sözleşme daha imzalandığı, bunda da davacının şirketteki % 40 hissesi dolayısı ile elde edeceği gelirin tamamını 15 yıl süre ile … ve …’e devretmeyi kabul ettiği, yine taraflarca sözleşme başlıklı tarihsiz bir mukavele daha yapıldığı, bu sözleşmenin 4. maddesinde kooperatifin …deki hissesine tekabül eden sermaye borcunu koyamadığından gerekli harcamaların … ve … tarafından yapıldığı belirtilerek kooperatifin tüm hisselerini …’e devrettiğinin kararlaştırıldığı, 5. maddenin L bendinde ise, davalı … A.Ş. ile kooperatif arasında taşeronluk anlaşması yapıldığı, kat karşılığı inşaat sözleşmesinde bir …, bir tam kat yapılmasının kararlaştırıldığı, fakat proje aşamasında bir … iki tam kat yapıldığı, bu fark nedeniyle davalı şirketin fazladan 1.000.000,00 USD imalat yaptığı, davacı kooperatifin bunu kabul ettiği, arsa sahibi…’in sözleşmeye aykırı davranışları sebebiyle davalı şirketin zarara uğradığı belirtilerek kooperatifin mal sahibi Hüseyin’den kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile uğradığı zararlar ile fazla imalat bedellerinin tahsil edilerek, tahsil edilecek bedellerin …’e veya onun göstereceği kişiye ödeneceğinin kararlaştırıldığı, inşaat eksikliğinden dolayı mal sahibine ödenecek tazminatın bundan düşüleceğinin yazılı olduğu,

davacı taraf ise yukarıda bahsi geçen sözleşmenin 4. maddesindeki kooperatifin davalı şirketteki hissesine tekabül eden sermaye borcunu koyamaması sebebiyle harcamaların … ve … tarafından yapılmış olduğu da gözetilerek kooperatifin davalı … A.Ş’deki hisselerini …’e devrinin iptalini ve L bendinde geçen kısmın hükümsüzlüğünün tespitini talep ettiği, kooperatifin şirketteki %40 payı karşılığında her hangi bir ödeme yapmadığı, bu paya istinaden ödenmesi gereken sermayenin … tarafından üstlenildiği,…’nin bunu yerine getiremediği, daha sonra … ve …’in kooperatifin hisseleri karşılığındaki sermayeyi koydukları, akabinde … ve …ın kooperatifteki % 47 payını önce kooperatife, kooperatifinde bu payı kooperatif üyelerine tesislerden yıllık belirli bir kullanım hakkı kullanılması karşılığında şirkete devrettiği, kooperatif genel kurulunun şirket lehine taşınmazların ipotek gösterilmesine izin verilmesi karşılığında işlemlerin tamamının üyelerin bilgisi dahilinde yapıldığının kanıtı olduğu, devirlerin noterde yapılması sebebiyle geçerli olduğu anlaşıldığı, aynı sözleşmenin 5. maddesinin L bendinin kooperatif üyelerinin sorumluluklarını ağırlaştırmadığı, kooperatif üyelerine fazladan ödeme yükümlülüğü yüklemediği, L bendinin incelenmesinde, sözleşmenin kooperatif ile şirket arasında yapılan iki taraflı ve şarta bağlı bir anlaşma olduğu, sözleşmenin imkansız bulunmadığı, bu bende göre şirketin bir tam kat fazla imalatta bulunduğu ve bu sebeple 1.000.000,00 USD para harcadığı, taşınmaz malikinin sözleşmeye aykırı davranışları sebebiyle şirketin zarara uğradığı belirtilerek kooperatifin bu kapsamda açacağı zarar ve ziyan davalarını şirkete devrettiğinin kararlaştırıldığı, inşaattaki eksiklik nedeniyle mal sahibine ödenecek tazminatın bundan düşüleceğinin belirtildiği, bu olayda şirket açısından şarta bağlı bir alacak doğduğu ve bunun kooperatifin mal sahibinden kazanacağı tazminattan sonra muaccel hale geldiği, dolayısı ile şartın gerçekleşmesinden sonra tarafları bağlayacağı, şart gerçekleşmediğine göre borçlunun ifa yükümlülüğünün doğmadığı anlaşıldığından davacının bu kısma yönelik davasının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 04,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 11.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.