YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/5816
KARAR NO : 2017/4707
KARAR TARİHİ : 19.06.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, iftira
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- 5237 sayılı TCK’nın 268. maddesinde tanımlanan suçun oluşabilmesi için sanığın işlediği suçtan dolayı kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanmasının gerekli olması; suç tarihinden sonra ve hüküm tarihinden önce 11.06.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun’la değişik 2918 sayılı Kanun’un 48. maddesinin 5. fıkrasında “Yapılan tespit sonucunda, 0.50 promilin üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüler hakkında, fiili bir suç oluştursa bile, 700 Türk Lirası adli para cezası verilir…” ve 6. fıkrasında “1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında, ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır” hükümlerinin öngörülmesi; trafik kontrolünde 0.73 promil alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sanığın, görevlilere üzerinde kendi fotoğrafı bulunan katılan … adına düzenlenmiş sahte sürücü belgesini ibraz etmesi ve kimlik bilgilerini kullandığı bu isim adına kabahat eyleminden dolayı trafik idari para cezası karar tutanağı düzenlenmesi karşısında; sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 206. maddesinde düzenlenen “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç niteliğinde hataya düşülerek iftira suçundan hüküm kurulması,
2- Her iki suçla ilgili olarak;
a) Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Karşıyaka 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/94 Esas, 2009/1 Karar sayılı ilamındaki mahkumiyetin, 5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesinde yazılı dolandırıcılık suçuna ilişkin olması ve hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesinde tanımı yapılan dolandırıcılık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca; ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumu ve hakkında bahsedilen ilam esas alınarak TCK’nın 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı yeniden değerlendirilip, uygulanmayacağının anlaşılması halinde sanığın adli sicil kaydındaki resmi belgede sahtecilik suçundan verilip 08.01.2013 tarihinde kesinleşen 1 yıl 8 ay hapis cezasına ilişkin İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/66-22 esas ve karar sayılı mahkumiyet hükmünün de tekerrüre esas oluşturduğu gözetilerek hüküm kurulmasında zorunluluk bulunması,
b) 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinin gerekli olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.06.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.