YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/16077
KARAR NO : 2017/1342
KARAR TARİHİ : 20.02.2017
6831 sayılı Orman Kanunu’na aykırı davranmak suçundan sanık …’nin, anılan Kanun’un 91/1., 91/4. ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52/2., 58. maddeleri uyarınca 16 ay hapis ve 2.400 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve mükerrirlere göre infaz rejimi uygulanmasına dair Antalya (Kapatılan) 10. Sulh Ceza Mahkemesinin 05/04/2013 tarih, 2011/787 Esas, 2013/345 Karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 30/06/2015 gün ve 2015/1597 Esas, 2015/3384 sayılı kararıyla;
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Suça konu yerde daha önce 08.04.2011 ve 28.04.2011 tarihlerinde ağaç kesilmesi eylemiyle ilgili olarak sanık hakkında yapılan kovuşturma sonucu Antalya 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2011/656 Esas- 2012/1378 Karar sayılı ilamıyla verilen beraat kararının 07.01.2013 tarihinde kesinleştiği UYAP kayıtlarından anlaşılmakla, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, sanığın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, karar verilmiştir.
İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22/12/2016 gün ve KD-2016/389741 sayılı yazısı ile;
Sanık …’nin Burdur Asliye Ceza Mah.’nin 2009/387 esas 2010/416 karar 05/04/2013 tarihli kararını temyizi sonucu bu kararın Yüksek Yargıtay 11.CD.nin 2013/5345 esas 2013/4877 karar ve 24/03/2013 tarihli kararı ile bozulduğu,
Hükümlü bu defa Antalya 27.Asliye Ceza Mahkemesine 29/08/ 2016 tarihli dilekçe ile müracaat ederek hakkında verilen ve tekerrüre esas alınan Burdur Asliye Ceza Mahkemesinin ilgili kararının Yargıtayca bozulduğunu dolayısı ile hakkında verilen mükerrilere özgü infaz rejimi şartlarının oluşmadığını bu nedenle bu yöndeki kararının infazının durdurulmasını talep ettiği,
Antalya 27.Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/27 esas 2013/70 sayılı 05/09/2016 tarihli ek kararı ile mahkemelerine ait kararın yargıtay incelemesi sonucu kesinleştiğini ancak kanun yararına bozma yolunun açık olduğunu belirterek reddettiği,
Bu karara karşı hükümlünün bu kez Antalya Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine 09/09/2016 tarihinde başvurması sonucu itirazı inceleyen Antalya 27.Asliye Ceza Mahkemesi 2011/27 esas 2013/70 karar ve 29/09/2016 tarihli ek karar ile hükümlü hakkında verilen TCK’nın 58. maddesinin uygulanmak suretiyle cezasının mükerrirlere özgü infaz rejmine göre cezasının çektirilmesine dair hükmün infazının durdurulmasına karar vererek dosyanın Yargıtay kararına itiraz yönünden gereği hususunda Yargıtay C.Başsavcılığı’na gönderilmesine karar verdiği,
Başsavcılığımızca da dosyanın incelenmesinde hükümlü … hakkında verilen Burdur Asliye Ceza Mah.’nin 2009/387 esas 2010/416 karar 05/04/2013 tarihli kararının temyizi sonucu bu kararın Yüksek Yargıtay 11.CD.nin 2013/5345 esas 2013/4877 karar ve 24/03/2013 tarihli kararı ile bozularak kesinleştiğinin anlaşıldığı, dolayısı ile TCK.nun 58. maddede belirtilen ” kesinleşme “şartının gerçekleşmediği bu haliyleTCK 58.maddesinde düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejminin uygulanma şartlarının oluşmadığı kanatine varılmıştır.
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
I-Sanık … hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu’na aykırı davranmak suçundan verilen Antalya 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/04/2013 gün ve 2011/787 Esas, 2013/345 karar sayılı mahkumiyet hükmü yönünden Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 30/06/2015 gün ve 2015/1597 Esas, 2015/3384 Karar sayılı “ONAMA” kararının KALDIRILMASI ile hükmün BOZULMASINA karar verilmesi,
II-İtiraz yerinde görülmediği takdirde, itiraz hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na TEVDİİ,
İtirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR:
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22/12/2016 tarih ve 2016/389741 sayılı itiraz istemi yerinde görülmüş olduğundan 6352 sayılı Kanun ile değişik CMK’nın 308/3. maddesi gözetilerek itirazın kabulüne,
2-Dairemizin 30/06/2015 tarih ve 2015/1597 esas 2015/3384 karar sayılı onama kararının kaldırılarak yeniden yapılan incelemede;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak;
5237 sayılı TCK’nın “suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular” başlıklı 58. maddesinde;
“(1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi hâlinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez.
(2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı;
a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl,
b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl,
Geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz…
(6)Tekerrür hâlinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre
çektirilir.Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
(7) Mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilir…” hükmüne yer verilmiştir.
Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 gün ve 57-74 sayılı kararında da belirtildiği üzere; 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesi uyarınca kişinin mükerrir sayılması için ilk hükmün kesinleşmesinden sonra ikinci suçun 1 Haziran 2005 tarihinden sonra işlenmesi yeterli olup, ilk suçun 1 Haziran 2005 tarihinden önce veya sonra işlenmesinin herhangi bir önemi bulunmamaktadır.
Bu düzenlemelere göre, tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceden işlenen bir suç nedeniyle mahkum edilmiş olma, bu hükmün kesinleşmesinden sonra yeni bir suçun işlenmesi ve yeni suçun belirli süreler içerisinde işlenmesi yeterli olup, cezanın infaz edilmiş olmasına gerek bulunmamaktadır.
İncelenen dosyada, mahkemece tekerrüre esas alınan ilamın Burdur Asliye Ceza Mahkemesinin 18/05/2010 tarihli ve 2009/387 Esas, 2010/416 sayılı kararı ile resmi belgede sahtecilik suçundan hükmolunan hapis cezasına ilişkin olduğu, ancak bu ilamın Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 25.03.2013 tarihli bozma kararı verildiği, böylelikle anılan ilamın henüz kesinleşmemesi nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı anlaşılmaktadır.
Ancak, adli sicil kaydı incelendiğinde, bu ilamın dışında tekerrür uygulamasına esas alınabilecek kesinleşmiş mahkumiyet hükümlerinin bulunduğu görülmektedir. (Denizli 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 28.03.2011 tarihinde kesinleşen, 17.11.2008 tarih ve 2005/67 esas, 2008/1033 sayılı kararı ile 6831 sayılı Orman Kanunu’na aykırılık suçundan hükmolunan 6 yıl hapis ve 10.000 TL adli para cezası, Honaz Sulh Ceza Mahkemesinin 13.09.2010 tarihinde kesinleşen, 13.04.2010 tarih ve 2007/226 esas, 2010/157 sayılı kararı ile 6831 sayılı Orman Kanunu’na aykırılık suçundan hükmolunan 10 ay hapis ve 1.000 TL adli para cezası ve Denizli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.11.2009 tarihinde kesinleşen, 08.03.2007 tarih ve 2005/650 esas, 2007/125 sayılı kararı ile yaralama suçundan hükmolunan 6 ay hapis cezası) Somut olayda tekerrür koşulları mevcut olduğundan, mahkemenin mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulamasının yerinde olduğu, yanlış ilam gösterilmiş olması nedeniyle tekerrür hükümlerinin karardan tamamen çıkarılmasının hakkaniyete uygun olmayacağı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/01/2013 gün ve 2012/1431 esas, 2013/18 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, tekerrüre esas alınan ilamın kararda gösterilmesinin zorunlu olmadığı, hangi ilamın tekerrüre esas alınması gerektiğinin, ilgili ilamların kesinleşme ve infaz şerhli örnekleri de temin edilmek suretiyle infaz aşamasında değerlendirilebileceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün BOZULMASINA, bozma sebebi 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bulunduğundan, tekerrür hükmünün uygulanmasına ilişkin bölümden “Burdur Asliye Ceza Mahkemesinin 18/05/2010 tarih ve 2009/387 esas, 2010/416 karar sayılı ilamı ile sonuç olarak verilen 3 yıl 9 ay hapis cezasına ilişkin kararın 21/06/2010 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla” ibaresinin çıkartılması ve “önceki ilamdaki cezanın süre itibariyle kazanılmış hak olduğu gözetilerek koşullu salıverilme süresine eklenecek miktar yönünden anılan ilamdaki sonuç cezanın geçmemesi” cümlesi eklenmesi suretiyle başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.