YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/14356
KARAR NO : 2017/2082
KARAR TARİHİ : 13.03.2017
2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’na aykırı davranmak suçlarından sanıklar … ve … haklarında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetlerine dair, İstanbul (Kapatılan) 20. Sulh Ceza Mahkemesinin 25/12/2013 tarih, 2012/498 Esas, 2013/1743 Karar sayılı hükümlerin sanıklar müdafii tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 09/06/2016 gün ve 2015/32573 Esas, 2016/19396 sayılı kararıyla;
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yükletilen suçların sanıklar tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, sanıklar müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, karar verilmiştir.
İTİRAZ NEDENLERİ
Sanık …’nın aşamalarda “… suç tarihinde … San. ve Tic. A.Ş.’nin bölge müdürü olmadığı…” şeklindeki istikrarlı savunması, sanık …’nın …. San. ve Tic. A.Ş.’ndeki idari pozisyonunu gösteren İstanbul 7. İdare Mahkemesine hitaben yazılan 25/12/2013 tarihli hakim havalesi bulunan yazı ve 15/11/2013 tarihli bilirkişi kurulunca düzenlenen ek rapordaki tespitler gözetilerek; sanık …’nın suç tarihinde … San. ve Tic. A.Ş.’deki idari pozisyonu şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumu belirlenmesi yerine, sanığın suç tarihinde Bölge Müdürü olduğu kabul edilerek karar verilmesi nedeniyle, hükmün onanmasına ilişkin kararın, “sanık … yönünden” isabetli olmadığından, itiraz yoluna başvurulması zorunlu görülmüştür.
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
I-Sanık … hakkında 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’na aykırı davranmak suçundan verilen İstanbul (Kapatılan) 20. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 25/12/2013 gün ve 2012/498 Esas, 2013/1743 karar sayılı mahkumiyet hükmü yönünden Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 09/06/2016 gün ve 2015/32573 Esas, 2016/19396 Karar sayılı “ONAMA” kararının KALDIRILMASI ile hükmün BOZULMASINA karar verilmesi,
II-İtiraz yerinde görülmediği takdirde, itiraz hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na TEVDİİ,
İtirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR:
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01/11/2016 tarih ve 2014/120389 sayılı itiraz istemi yerinde görülmüş olduğundan 6352 sayılı Kanun ile değişik CMK’nın 308/3. maddesi gözetilerek itirazın kabulüne,
2-Dairemizin 09/06/2016 tarih ve 2015/32573 Esas, 2016/19396 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak sanık … hakkında verilen mahkumiyet hükmünün temyizen yeniden yapılan incelemesinde;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın aşamalardaki “suç tarihi itibariyle bölge müdürü olmadığına” ilişkin savunması, … San. ve Tic. A.Ş. tarafından sanığın anılan şirkette idari pozisyonunu gösteren ve İstanbul 7. İdare Mahkemesine sunulan 25.12.2013 havale tarihli yazı içeriği ile 15.11.2013 tarihli bilirkişi ek raporunda tespit edilen eksiklikler karşısında, sanığın anılan şirkette suç tarihi itibariyle konumunun tespit edilerek ve sanığın soruşturma evresinde alınan ifadesinde adı geçen … ‘ın tanık sıfatıyla ifadesinin alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesinin gerektiği gözetilmeden, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 13/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.