Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2016/11764 E. 2017/2064 K. 09.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/11764
KARAR NO : 2017/2064
KARAR TARİHİ : 09.03.2017

Borçlunun ödeme şartını ihlâl suçundan sanık …’in 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair Antalya 5. İcra Ceza Mahkemesinin 26/05/2015 tarihli ve 2014/410 esas, 2015/460 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Antalya 1. İcra Ceza Mahkemesinin 24/06/2015 tarihli ve 2015/306 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 16/06/2016 gün ve 94660652-105-07-15248-2015-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/06/2016 gün ve KYB. 2016-262206 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 08/05/2014 tarihli ve 2014/10685-13708 sayılı ilamında, “…Öte yandan, 6098 Sayılı TBK’nun 583. maddesinin birinci fıkrasında; “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesi şarttır” hükmüne yer verilmiştir. İİK’nun 38. maddesinde ise, ilam mahiyetini haiz belgeler arasında sayılmış olan icra kefaleti, bu maddenin son fıkrasına göre müteselsil kefalet hükmündedir. Dolayısıyla Türk Borçlar Kanunu’nun 583. maddesi hükmü icra kefaletleri için de geçerlik şartıdır. Somut olayda, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğünden sonra 18.04.2013 tarihinde Mersin 3. İcra Müdürlüğü’nün 2013/2033 Esas sayılı dosyasından yapılan hacizde, şikayetçi …, dosya borcuna icra kefili olmuştur. İcra kefilliğine ilişkin düzenlemeler ilamların icrasına ilişkin hükümlere tâbi olup, buna ilişkin başvurular da ilama aykırılık iddiası niteliğinde olduğundan İİK’nun 16/2. maddesi uyarınca süresiz şikayete tâbidir. Yine, usulüne uygun icra kefaleti olsa dahi hakkında takip yapılan borçlu yönünden takip kesinleşmedikçe icra kefiline icra emri çıkarılamayacağı da unutulmamalıdır…” şeklinde belirtildiği üzere, dosyanın asıl borçlusuna ilişkin takip kesinleşmeden icra kefili olan sanık hakkında icra emri çıkartıldığı, sanığın vermiş olduğu kefalette yükümlülük altına girdiğini el yazısıyla yazıp imzalamadığı, sanığın yasal faiz ve tüm ferileri ile birlikte takip borcunun tamamına icra kefili olduğunu belirtmesine rağmen icra kefilinin sorumlu olduğu azami miktarın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi karşısında, itirazın bu yönlerden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Antalya 1. İcra Ceza Mahkemesinin 24/06/2015 tarihli ve 2015/306 değişik iş sayılı kararı kararının, CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık hakkında ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı hükmolunan tazyik hapsinin kaldırılmasına, 09/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.