Yargıtay Kararı 17. Ceza Dairesi 2017/111 E. 2017/2433 K. 01.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/111
KARAR NO : 2017/2433
KARAR TARİHİ : 01.03.2017

MAHKEME : Asliye Ceza Mahkemesinin 24/04/2014 tarih, 2014/4 Esas ve 2014/234 Karar
HÜKÜM : Mahkumiyet
SUÇLAR : Hırsızlık

Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından yapılan yargılama sonucunda; sanık … hakkında, iki kez 5237 sayılı TCK’nın 142/1-e, 143, 62, 53 maddeleri gereğince 3 yıl 12 ay 15 gün hapis, 151 maddesi gereği doğrudan iki kez 3.000 TL Adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Keşan Asliye Ceza Mahkemesi 24.04.2014 tarih, 2014/4 Esas ve 2014/234 Karar sayılı kararının sanık …’ın temyizi üzerine;
Dairemizin 23.11.2016 tarih, 2015/18542 Esas ve 2016/12262 sayılı kararıyla;
“Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Sanık hakkında mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Mala zarar verme suçlarından doğrudan hükmolunan adli para cezalarının miktar ve türüne göre; 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Yasa’nın 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi gereğince doğrudan hükmolunan 3.000,00 TL dahil adli para cezasına mahkumiyet hükümlerinin temyizi mümkün olmadığından, sanık …’ın temyiz istemlerinin 1412 sayılı CMUK’ nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II-Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın 25.08.2013 tarihinde .. caddesi üzerinde müştekiye ait park halinde bulunan BMC marka çekici iş makinasından ve 11.09.2013 tarihinde … caddesi üzerinde inşaat alanında müştekiye ait bulunan ekskavatör iş makinasından mazot çalma biçimindeki eylemleri nedeni ile;
1-Hırsızlık eylemlerinin gerçekleştiği semt ve mahallelerin farklı olması,
2-Hırsızlık konusu mazotun çalındığı araçların marka ve modelleri, nitelikleri ve plakalarının farklı olması,
3-Araçlar üzerinde aynı müştekiye ait olduklarını gösterir şekilde amblem veya yazı bulunduğuna dair dosyada mevcut olan tutanaklarda bilgi bulunmaması,
4-Sanığın savunmalarında da araçların aynı müştekiye ait olduğunu bilerek suçları işlediğine ilişkin anlatımın bulunmaması nedenleri ile 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesi kapsamında sanığın aynı mağdura karşı bir suç işleme kararı kapsamında eylemlerini gerçekleştirmediğinin anlaşılmasına göre, tebliğnamedeki eylemlerin zincirleme suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Hak yoksunluklarına hükmedilirken yanılgılı hüküm kurulmuş ise de, mahkumiyetin kanuni sonucu olarak infaz evresinde resen ve doğru olarak, TCK’nın 53. maddesinin 1 ila 3. fıkralarında öngörüldüğü biçimde uygulanması mümkün görüldüğünden ve Anayasa
Mahkemesi’nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının da kapsam ve içerik itibarıyla infaz aşamasında mahallinde gözetilebileceğinden, bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre sanık …’ın temyiz nedeni yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA,” karar verilmiştir.
İTİRAZ NEDENLERİ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 28.12.2016 tarih ve 2014/214968 sayılı yazısı ile;
ANLATIM VE TALEP:
Sanık … hakkında Keşan Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 28/12/2013 tarihli iddianamesiyle hırsızlık ve mala zarar verme suçlamasıyla açılan kamu davası sonucunda aynı yer 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 24/04/2014 tarih ve 2014/4 Esas, 2009/234 Karar sayılı hükmüyle sanığın 5237 sayılı Yasa’nın, 151/1, 62, 52/2-4 maddeleri uyarınca 3000 TL APC ve 142/1-e, 53, 58 maddeleri uyarınca ayrı ayrı iki kez 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilip bu mahkumiyet hükmü sanık tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmekle Başsavcılığımıza intikal etmiş ve BOZMA talepli tebliğname ile dosya Yüksek 17. Ceza Dairesine gönderilmiştir.
Dosyanın tevdi edildiği Yüksek 17. Ceza Dairesi, 23/11/2016 gün, 2015/18542 Esas, 2016/12262 Karar sayılı ilamıyla “…………….. şeklinde tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA” oybirliğiyle karar vermiştir.
Başsavcılığımıza intikal eden ilam üzerine yapılan inceleme sonucunda, hırsızlık suçuna ilişkin onama kararına açıklanacak gerekçelerle hükmün bozulması talebiyle sanık lehine olarak itiraz etme zorunluluğu doğmuştur.
İTİRAZ NEDENLERİ:
İtiraza konu olayda Başsavcılığımız ile Yüksek 17. Ceza Dairesi arasındaki uyuşmazlık,sanık hakkında iki ayrı suç sebebiyle mi yoksa zincirleme suç hükümlerine ilişkin 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesiyle mi uygulama yapılacağı noktasında toplanmaktadır.
Yargılamaya ve itiraza konu somut olay incelendiğinde; sanığın kiraladığı araçla önce 25/08/2013 tarihinde ilçe merkezi .. caddesi üzerine bulunan müştekiye ait BMC marka çekici iş makinasından depo kapağını kırarak 250-300 litre mazotu daha sonra da 11/09/2013 tarihinde yine aynı yöntemle… caddesi üzerinde bulunan inşaat alanında müştekiye ait ekskavatör iş makinasından 250-300 litre mazotu çaldığı ve bilahare kamera görüntüleri, tanık beyanları ve tevil yollu ikrar neticesinde hakkında kamu davası açılarak mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmaktadır. Sanığın atılı suçu işlediğine dair delillerin mahkumiyete yeter derecede olduğuna dair Başsavcılığımız ile Yüksek Daire arasında bir ihtilafın bulunmadığı olayda, uyuşmazlık sanığın aynı müştekiye ait iki ayrı iş makinasından 15 er gün arayla yapmış
olduğu aynı tarz hırsızlığın 5237 sayılı Yasa’nın 43. maddesinde düzenlenen zincirleme (müteselsil) suç hükümleri kapsamında değerlendirilip değerlenderilemeyeceğidir. Sanık hakkında yapılan soruşturma sonucunda mahalli Cumhuriyet Savcılığı eylemi zincirleme suç hükümleri kapsamında belirleyerek 43. maddenin uygulanması talebiyle kamu davası açmış ancak yerel mahkemece iki ayrı eylem kabul edilerek iki ayrı hüküm kurulmuştur. Başsavcılığımızın 05/04/2015 tarihli tebliğnamesinde ise, sanığın üzerine atılı eyleme 43. madde hükümlerinin uygulanması gerekçesiyle bozma talep edilmiştir. Yüksek Dairenin gerekçeli onama kararında ise, “hırsızlık eylemlerinin gerçekleştiği semt ve mahallelerin farklı olması, araçların marka ve modelleri, nitelikleri ve plakalarının farklı olması,aynı müştekiye ait belirleyici işaretlerin araçların üzerine bulunmaması ve sanığın araçların aynı müştekiye ait olduğunu bilerek atılı suçları işlediğine dair anlatımının bulunmaması gerekçe gösterilerek iki ayrı suçtan mahkumiyete dair hükümler onanmıştır.
5237 sayılı Yasa’nın beşinci bölümünde “suçların içtimaı” başlıklı zincirleme suç hükümlerini düzenleyen 43. maddesi hükmüne bakıldığında;
“Zincirleme suç”
Madde 43- (1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.
(2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.
Düzenlemesi yer almakta olup maddenin bu metnine göre,hırsızlık suçlarının maddede istisna olarak sayılan suçlar kapsamı dışında mütalaa edilmesine yasal bir engel bulunmadığı görülmektedir. Ancak burada çözümlenmesi gereken birinci sorun,zaman fasılası olarak iki eylem arasındaki 15 günlük sürenin makul sayılıp sayılamayacağı hususudur. 25/08/2013 tarihi ile 11/09/2013 tarihi aralığındaki 15 güne tekabül eden süre makul bir süre olarak kabul edilmelidir. Nitekim benzer bir olayda, Yüksek Yargıtay 17. Ceza Dairesi, yakın tarihte 21/11/2016 günlü, 2016/9157 Esas, 2016/9782 sayılı kararıyla aynı inşaattan 14 gün arayla yapılan hırsızlığı iki ayrı suç sayan kararına karşı yapılan eylemlerin 43. madde kapsamında kaldığı gerekçesine dayanan Başsavcılığımız itirazını kabul etmiştir. Diğer Yüksek Dairelerin uygulamaları da bu yöndedir. Çözülmesi gereken diğer sorun ise,aynı müştekiye ait araçların üzerinde aynı kişiye veya şirkete ait olduğunu gösteren bir ibarenin bulunmasının veya araçların aynı yerde bulunmasının gerekli olup olmadığı ile sanığın bu araçların aynı kişiye ait olduğunu fiilden önce bilmesinin 43. madde hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına etkisidir. Zincirleme suç hükümlerini düzenleyen Yasa maddesinde böyle bir kıstas bulunmamaktadır. “Bir suç işleme kararının icrası” saptanırken, her suç çokluğunda fiillerin işleniş biçimlerindeki benzerlik ya da tekdüzelik, benzer fırsatları değerlendirme,yasa sistematiğine göre suçla korunan hukuki yarar, cürmi davranışın yöneldiği maddi konu olan kişi veya şeyin özellikleri,suçlar arasındaki zaman aralığı dikkate alınmalıdır. Somut olayımızda da sanık aynı suç işleme kararıyla aynı tarz yöntemle aynı kişiye ait aynı nitelikteki iki ayrı iş makinasından aynı tür malzemeyi 15 gün aralıklarla çalmıştır. Failin, araçların aynı kişiye ait olduğunu bilmesi veya bilmesinin beklenmesi sübjektif bir kıstas olup yasada yer almamaktadır. Aksini kabul halinde, aynı müştekiye ait ilçenin farklı noktalarında park halinde bulunan 100 ayrı iş makinasından bir kaç gün arayla mazot çalınması durumunda 100 ayrı hırsızlık suçundan mahkumiyet kararı verilmesi sonucu çıkacaktır.
Bu sebeplerle sanık hakkında iki ayrı hırsızlık suçundan mahkumiyete ilişkin hükmün onanmasına dair karar itiraz zorunluluğu doğmuştur.
SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan gerekçelerle;
“Yüksek Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 23/11/2016 gün, 2015/18542 Esas, 2016/12262 Karar sayılı hırsızlık suçuna ilişkin ONAMA kararının kaldırılarak, Keşan 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 24/04/2014 tarihli, 2014/4 Esas, 2014/234 Karar sayılı hükmünün BOZULMASINA karar verilmesi, itiraz kabul edilmediği takdirde dosyanın itiraz incelemesi yapılmak üzere Yüksek Ceza Genel Kurulu Başkanlığına tevdii itirazen saygıyla arz ve talep olunur” şeklinde istemde bulunulması üzerine dosya dairemize gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü;
İTİRAZIN KAPSAMI;
Sanığın 25.08.2013 ve 11.09.2013 tarihlerinde müştekiye ait iş makinalarından mazot çalma biçimindeki eylemleri nedeni ile hırsızlık suçu yönünden zincirleme suç hükümleri uygulanması gerektiği belirtilerek Dairemizin onama kararının kaldırılması talep edilmiştir.
KARAR;
Aynı suç işleme kararı altında suç işlenmesi her biri ayrı ayrı suç teşkil eden fiilleri birbirine bağlayan ve olaya zincirleme suç özelliğini veren subjektif bir bağdır. Sanığın çıkan fırsatlardan yararlanmak suretiyle suç işlediği ya da suç işleme kararının yenilendiği durumlarda aynı suç işleme kararından söz edilemeyeceğinden zincirleme suç hükümleri uygulanmaz. Buna göre failin başlangıçta genel bir niyet ve suç işleme kararı ile aynı suçu aynı mağdura karşı birden fazla kez işlemesi gerekmektedir. İnceleme konusu olayda suç işleme konusunda tek karar olmayıp ikinci eylemde suç işleme kararı yenilenmiş olup her bir fiil bağımsız suç olarak kabul edilecek ve zincirleme suç söz konusu olmayacaktır. Ayrıntılı gerekçesi Dairemizin “Onama” kararında belirtilmiştir.
Dairemizin anılan kararında usul ve Yasa’ya aykırı bir yön bulunmaması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28/12/2016 tarih ve 2014/214968 sayılı itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görülmediğinden REDDİNE,
Dairemizin 23.11.2016 tarih ve 2015/18542 Esas 2016/12262 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA YER OLMADIĞINA, itirazın incelenmesi için dosyanın 5271 sayılı CMK’nın 308/2. maddesi uyarınca Yargıtay Ceza Genel Kurul Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE, 01.03.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.