YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/28
KARAR NO : 2017/2033
KARAR TARİHİ : 08.03.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5846 Sayılı Kanuna Aykırılık, Müstehcenlik
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1- 5846 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükme ilişkin olarak, sanık hakkında Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının 04/12/2008 tarihli iddianamesi ile 23/11/2008 tarihli arama tutanağına dayalı olarak 5846 sayılı Kanuna aykırılık suçundan Çorlu 3. Asliye Ceza Mahkemesinde dava açıldığı, Çorlu 3. Asliye Ceza Mahkemesince 26/02/2009 tarihli kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, 26/02/2015 tarih, 2015/68 esas, 2015/157 karar sayılı kararı ile de denetim süresi içinde yeniden suç işlemesi nedeniyle hükmün açıklanmasına karar verildiği, Çorlu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/02/2015 tarih, 2015/68 esas, 2015/157 karar sayılı kararına dayanak teşkil eden arama tutanağı ve sanığın eyleminin iş bu dava ile aynı olduğunun anlaşılması karşısında, 5846 sayılı Kanuna aykırılık suçundan mükerrer açılmış davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Müstehcenlik suçundan kurulan hükümde ise, Anayasanın 141, CMK’nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet Savcısını ve herkesi inandıracak ve Yargıtay denetimine imkan verecek biçimde olması gerekir. Yargıtay’ın gerekçelerde tutarlılık denetimini yapabilmesi için; kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ile mağdur ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin, hangi anlatımın ne gerekçeyle diğerine üstün tutulduğunun açık olarak hükmün gerekçesine yansıtılması ve mahkemece ulaşılan vicdani kanı sonucunda sanığın hangi fiillerinin suç sayıldığı açıklandıktan sonra kabul edilen bu fiillerin hukuki nitelendirilmesinin yapılması, cezada artırım ve indirim gerektiren nedenlerin kanuni bağlamda tartışılması gerekirken, açıklanan bu hususlara uyulmayarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına atıf yapılarak gerekçesiz hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 08/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.