Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/13372 E. 2014/2099 K. 07.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13372
KARAR NO : 2014/2099
KARAR TARİHİ : 07.02.2014

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 28/06/2013 tarih ve 2013/334-2013/1029 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı adına tescil edilen 2008 18621 sayılı … Otel markasının 04.10.1985 tarihinden itibaren müvekkili tarafından kullanıldığını, markanın gerek yurt içi, gerekse yurt dışında meşhur edildiğini, … Otel markasının tüm kullanım haklarının müvekkili şirkete ait olduğunu, 18.07.2007 tarihinde davalı ile yapılan protokolde şirketin şubesi konumundaki apart tarzındaki 2. Otelin mülkiyetinin hissesi karşılığında davalıya bırakıldığını, protokolde otelin tescilli isim hakkının müvekkili şirkette kalacağının belirtildiğini, davalının müvekkiline ait markayı tescil ettirmesinin kötü niyetli bir davranış olduğunu, … Otel markasının davalı adına yapılmış olan tescilinin hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, davalının kötü niyetli olarak söz konusu markayı kendi adına tescil ettirmiş olması sebebiyle 50.000 TL manevi tazminat ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, … Otel’in müvekkilinin babası müşterek muris Salih Zeki Sisneli tarafından yapıldığını, bu otelin aile şirketi olarak kullanılan ve müvekkilinin de ortağı olduğu davacı şirket tarafından satın alındığını, müvekkilinin 18.07.2007 tarihli protokol ile … 2 Otel’i devraldığını, … 2 Otelin maliki olan müvekkilinin markayı tescil hakkı olduğunu, davacının ilana itiraz etmediğini, markayı kullanma hakkı da bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve uyulan Dairemiz bozma ilamına göre, davacının manevi tazminat talebinin reddine, marka hükümsüzlüğüne ilişkin talep yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına ve davacı vekilinin yargılama giderlerine yönelik tavzih taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında yer alan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Mahkemece, bozmadan sonra bozma kararına uyularak verilen kararda manevi tazminat talebinin reddine, marka hükümsüzlüğüne ilişkin istem yönünden ise karar kesinleşmiş olduğundan yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesine rağmen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması ve kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine vekalet ücreti takdiri yoluna gidilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle temyiz eden yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de; kanuna aykırı olan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte gösterilen sebeple davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 2. ve 4. paragrafının hükümden çıkartılarak yerine “davada kabul/red oranının takdiren ½ olarak belirlenmesine, alınması gerekli 24,30 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 15,60 TL harcın mahsubuyla kalan 8,70 TL harcın yarısı olan 4,35 TL harcın davalıdan tahsiline, bozmadan önce yapılan toplam 998,30 TL’lik yargılama gideri ile bozmadan sonra yapılan 48 TL’lik yargılama gideri toplamı olan 1.046,30 TL yargılama giderinden 523,15 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına” ibaresinin eklenmesine, ayrıca hükme bir bent eklenerek; “davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 1.320,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin eklenmesine, kararın düzeltilmiş bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 07/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.