Yargıtay Kararı 17. Ceza Dairesi 2016/10814 E. 2017/2773 K. 09.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/10814
KARAR NO : 2017/2773
KARAR TARİHİ : 09.03.2017

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
21.01.2014 tarihli oturumda suça sürüklenen çocuk müdafiinin yüzüne karşı açıklanan kısa kararda, temyiz süresinin “tefhim veya tebliğden itibaren başlayacağının” belirtildiği; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 13.12.2011 gün ve 247/261 sayılı kararı ışığında, mesleği avukatlık olan suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz süresinin başlangıç tarihini bilecek konumda olduğu, hükmü yasal süreler içinde temyiz etmediği, suça sürüklenen çocuğun yokluğunda müdafi huzurunda açıklanan hükmün suça sürüklenen çocuğa ayrıca 10.03.2011 tarihinde tebliğ edildiği, suça sürüklenen çocuğun talimat ile alınan ifadesinde kendisine zorunlu müdafi atandığı, ayrıca yargılamanın yapıldığı mahkemecede suça sürüklenen çocuğa müdafi atandığı, talimat ifadesine katılan müdafi ile yargılamaya katılan müdafiinin aynı kişi olmadığı ve suça sürüklenen çocuğun mahkemesince kendisine atanan müdafiden haberdar olduğuna dair dosya kapsamında her hangi bir bilgiye ulaşılamadığı, suça sürüklenen çocuğun kendisine 5271 sayılı CMK’nın 150. maddesi uyarınca müdafi atandığından haberdar olmaması nedeniyle, müdafiiye yapılan tefhimin geçersiz olduğu, aynı zamanda suça sürüklenen çocuğun talimatla alınan ifadesinde adresinin “…. İkitelli Küçükçekmece/İstanbul” olarak bildirdiği, Uyap sisteminden yapılan incelemede, suça sürüklenen çocuk tarafından verilen adresin hem yurtiçi ikametgah adresi hem de mernis adresi olarak gözüktüğü, suça sürüklenen çocuğa yapılan tebligat adresinin ise “ Atatürk Mah. …İkitelli Küçükçekmece/İstanbul” olduğu, yine Uyap sisteminden yapılan incelemede tebligat adresinin suça sürüklenen çocuğun yurtiçi ikametgah adresi olarak gözüktüğü, her iki adresin birbirinden farklı olduğu, tebligatın suça sürüklenen çocuğun talimatla alınan ifadesinde belirttiği adrese gönderilmediği, tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine aykırı olarak suça sürüklenen çocuğun bilinen en son adresi yerine farklı bir adrese yapıldığı ve usulüne uygun tebliğ bulunmadığının anlaşılması karşısında; suça sürüklenen çocuğun öğrenmeden itibaren verdiği temyiz dilekçesinin süresinde olduğunun kabulü ile, mahkemenin 01.12.2015 tarihli temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararı kaldırılarak, suça sürüklenen çocuk hakkındaki 03.02.2011 tarih, 2010/348 Esas ve 2011/56 Karar sayılı karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Suça sürüklenen çocuğun müştekiye ait evin mutfak penceresini zarar vererek yerinden çıkarmak suretiyle içeri girdiği ve müştekiye ait 2 adet telefon, muhtelif kartlar ve 60,00 TL parasını çalması şeklindeki eylemine uyan ve 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 116/1, 151/1, 31/2. maddesinde tanımlanan suçların gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre, mahkumiyet hükmünün kurulduğu 03.02.2011 tarihi ile inceleme tarihi arasında aynı Yasa’nın 66/1-e ve 66/2. maddelerinde öngörülen 4 yıllık sürenin geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk …’nün temyiz nedeni bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, 09.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.