Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2016/11752 E. 2017/4806 K. 22.05.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/11752
KARAR NO : 2017/4806
KARAR TARİHİ : 22.05.2017

5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na muhalefet suçundan sanık …’ün anılan Kanun’un 63/10 ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 1.660,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/11/2015 tarihli ve 2014/246 esas, 2015/666 sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığı’nın 11/06/2016 gün ve 3860 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.06.2016 gün ve KYB. 2016 / 259772 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca, 06/03/2013 tarihinde sanık tarafından müştekinin kimlik bilgileri kullanılmak sureti ile 0 532 176 19 42 numaralı hattı çıkardığı iddiasıyla sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207/1. maddesi uyarınca özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde, suça konu eylemin 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 56/3. maddesine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle ve aynı Kanun’un 63/10. maddesi uyarınca sanığın alt sınırdan 100 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına ve cezasından Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddesi uyarınca indirim yapılarak neticeten 83 gün karşılığı 1.660 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, karar tarihinden önce 19/02/2014 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6518 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 105. maddesi ile 5809 sayılı Kanun’un 63/10. maddesinde yer alan “… İkinci fıkrası hükümlerine aykırı hareket edenler yirmi günden yüz güne kadar; üçüncü fıkrası hükümlerine aykırı hareket edenler yüz günden beş yüz güne kadar… ” ibaresi “… İkinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarına aykırı hareket ederek bu işi bizzat yapanlar elli günden yüz güne kadar… ” şeklinde değiştirildiği, Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkında uygulanan 5809 sayılı Kanun’un 63/10. maddesinin alt sınırından ceza tayin edildiği nazara alındığında, sanık hakkında 5809 sayılı Kanun’un 63/10. maddesi uyarınca verilen temel cezanın alt sınınırdan belirlenerek, 50 gün üzerinden indirim yapılmak suretiyle para cezasının hesaplanması gerekirken, yazılı şekilde fazla cezaya hükmedilmesinde isabet görülmediği, gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla,
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar tarihinde yürülükte bulunan ve Mahkemece sanık hakkında mahkumiyet hükmüne konu edilen 5809 sayılı Kanun’un 63/10. maddesinde yer alan, “…ikinci fıkrası hükümlerine aykırı hareket edenler yirmi günden yüz güne kadar; üçüncü fıkrası hükümlerine aykırı hareket edenler yüz günden beş yüz güne kadar” ibaresi, 19/2/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6/2/2014 tarihli ve 6518 sayılı Kanunun 105. maddesi ile “ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarına aykırı hareket ederek bu işi bizzat yapanlar elli günden yüz güne kadar” şeklinde değiştirilmiştir.
5237 sayılı TCK’nın “Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi” başlıklı 2. maddesi; “… Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz…” ve “…Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz…”,
Yine “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 7. maddesi; “…İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar…” ve “…Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur…” hükümlerini amirdir.
Sanık hakkında, 08/03/2013 tarihinde işlediği suç nedeniyle, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 30.05.2014 tarihli iddianamesiyle, her ne kadar da TCK’nın 207/1 maddesinden cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmışsa da, Mahkemece suçun vasıf ve mahiyetinin sanığın ek savunması alınmak ve ön ödeme teklifi gerçekleştirilmek suretiyle değiştirildiği, neticeten 5809 sayılı Kanun’un 63/10. maddesine göre alt sınırdan 50 gün adli para cezası verilmesiyle artırım ve indirimlerin bu ceza üzerinden yapılması gerekirken, sanık hakkında değişiklikten önceki metinde yer alan 100 gün üzerinden ceza tayin edilmek suretiyle, artırım ve indirimlerin bu miktar üzerinden yapıldığı anlaşılmakla,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebi yerinde görüldüğünden, Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/11/2015 tarihli ve 2014/246 esas, 2015/666 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma gereği yeniden uygulama yapılarak, önceki hükümdeki adli para cezasına dair uygulamaların çıkarılmasına, sanık …’ün, eylemine uyan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 63/10 maddesi gereği, 50 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, sanık hakkında verilen cezanın şartları oluşan TCK 62. maddesi gereği 1/6 oranında indirilmesi suretiyle neticeten 41 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, sanık hakkında belirlenen gün adli para cezasının TCK’nın 52/2. maddesi uyarınca, bir gün karşılığı olarak takdiren 20 TL ile çarpılması sonucu 820 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, infazın bu miktar üzerinden yapılmasına, hükmün diğer kısımlarının aynen bırakılmasına, 22/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.