YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/5459
KARAR NO : 2017/4818
KARAR TARİHİ : 22.05.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5846 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 38/A maddesinin 9. fıkrası uyarınca katılan vekilinin temyizinin süresinde olduğu anlaşıldığından ek tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen “suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararı aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi” ve diğer objektif ve sübjektif koşulların varlığı halinde, CMK’nın 231/5. maddesi gereğince, sanık hakkında aynı Kanun’un 231/6-c maddesi de değerlendirilerek tespit edilen söz konusu zararın giderilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği anlaşılmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı kararında; “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından biri olan zarardan kast edilen maddi zarar olup, bu zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hakim, kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemelidir.” denilmektedir.
Bu ilkeler çerçevesinde, her olaya özgü ayrı değerlendirme yapılarak, maddi zararın kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilebilmesi halinde zararın giderilebilmesi koşulundan bahsedilebileceği, somut olayda suçun işlenmesi ile ortaya çıkan ölçülebilir bir zarar bulunmadığı gibi, suç tarihi itibariyle sanığın adli sicil kaydı bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında zararın ödenmemiş olması gerekçesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2-Karar başlığında, suç tarihinin 18/08/2011 olması gerekirken 17/08/2011 olarak yazılması,
3-Sanık hakkında hüküm kurulurken 365 gün temel cezanın 5846 sayılı Kanun’un 81/13. maddesi gereğince 1/3 oranında artırılıp, TCK’nın 62/1. maddesi gereğince 1/6 oranında indirimi sonunda sanığa netice olarak 405 gün adli para cezasına hükmedildikten sonra adli para cezasının bir gün karşılığı 20 TL’den paraya çevrilip 8100 TL adli para cezasına hükmedilmesi gerekirken hesap hatası sonucu 8060 TL adli para cezasına hükmedilmesi,
4-Yasal süresi içerisinde hak sahipliği belgelerini ibraz eden ve usule uygun olarak katılma kararı verilen … lehine, CMK’nın 325/1. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. maddesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye kısmen uygun olarak HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 4 numaralı bozma nedeni bakımından aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulması, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 22/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.