Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2011/3818 E. 2012/1283 K. 25.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3818
KARAR NO : 2012/1283
KARAR TARİHİ : 25.01.2012

MAHKEMESİ :Antalya 5. Aile MahkemesiTARİHİ :17.12.2010NUMARASI :Esas no:2009/442 Karar no:2010/1349Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı tarafından aile konutu şerhi konulması, tasarrufun iptali , davalı-davacı tarafından da boşanma davası, birleştirilen 2009/464 esas sayılı ve 2009/722 esas sayılı dosyalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle; mahkemenin gerekçeli karar başlığında davacı-davalı kadının Ç.olan soyadının Chevik olarak yazılmasının, mahallinde düzeltilebilir maddi hatadan kaynaklandığı, müşterek çocuk için takdir edilen nafakanın dava tarihinden boşanma hükmünün kesinleştiği tarihe kadar tedbir, bu tarihten sonra iştirak nafakası olduğu; toplanan delillerden, davalı-davacı kocanın alkollü olarak eşini tehdit ettiği, hakaretlerde bulunduğu ve ona fiziksel şiddet uyguladığı, buna karşın davacı kadının da 14.02.2009 tarihli protokolde eşinin imzasını kullanarak özel belgede sahtecilik sucunu işleyerek güven sarsıcı davranışta bulunduğu, gerçekleşen bu durum karşısında, boşanmaya neden olan olaylarda her iki tarafta kusurlu olmakla birlikte davalı-davacı kocanın daha ağır kusurlu olduğu, yine davacı-davalı kadın tarafından Antalya Merkez D..Mahallesi..ada. .. parselde kayıtlı 3 nolu bağımsız bölüm yönünden aile konutu şerhi konulması talep edilmiş ise de, bu talebe ilişkin birleşen davanın 8.7.2009 tarihinde açıldığı, taşınmazın dava tarihinden çok önce 17.02.2009 tarihinde davalı koca tarafından diğer davalı A. C.’e satıldığı ve tapuya tescil edildiği, dava tarihinde 3. şahıs adına tapuda kayıtlı olan bir taşınmazın kayıtları üzerine aile konutu şerhi konamayacağından, bu taleple ilgili mahkemenin ret kararının sonucu itibarıyla doğru olduğunun anlaşılmasına göre, tarafların aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yersizdir.2-Davacı-davalı kadın tarafından açılan ve boşanma dava dosyasıyla birleştirilen Antalya l. Aile Mahkemesi 2009/464 esas, 2010/120 karar sayılı dosyasında; davacı-davalı (kadın) Antalya Merkez, D.. Mahallesi, .. ada parselde kayıtlı 3 nolu bağımsız bölümü davalı-davacıyla yarı yarıya ortak aldıklarını, bu evin alımı sırasında davalı kocaya 26.000 USA karşılığı 32.429,00 TL. verdiğini, tapunun davalı-davacı koca adına tescil edildiğini, davalı-davacının bu taşınmazı 17.02.2009 tarihinde mal kaçırmak amacıyla 3. şahsa sattığını, satışın gerçek olmadığını belirterek tasarrufun iptalini talep etmiştir. Davacı-davalının bu taşınmazla ilgili talebi mal rejiminden kaynaklanan değer artış payına yönelik bir dava olup (TMK. md.227) ancak mal rejiminin sona ermesi halinde inceleme konusu olacaktır ( TMK. md.225). Mal rejimi sona ermedikçe talebin incelenmesi ve tasfiyeye gidilmesi mümkün değildir.Taraflar arasındaki boşanma davası sonucunda verilen boşanma hükmü henüz kesinleşmediğine göre mal rejimi sona ermemiştir. Öyleyse değer artış payına ilişkin bu talebin boşanma kararı kesinleşmeden incelenme olanağı yoktur. Mahkemece yapılacak iş boşanma davasının neticesinin beklenmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, talebin yanlış yorumlanarak yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 3- Davacı-davalı kadının boşanma davasıyla birlikte talep ettiği Antalya Merkez, D.. Mahallesi, .. ada 10 parselde kayıtlı 3 nolu bağımsız bölüm ile ilgili talebi yukarıda 2. bentte belirtilen taleple aynı doğrultudadır. Davacı-davalı kadının talebi Türk Medeni Kanununun 227. maddesinden kaynaklanan değer artış payına yöneliktir.Mal rejimi sona ermedikçe talebin incelenmesi ve tasfiyeye gidilmesi mümkün değildir. (TMK.md.225) Taraflar arasında mevcut boşanma davası sonucunda verilen boşanma hükmü henüz kesinleşmediğine göre mal rejimi sona ermemiştir. Öyleyse değer artış payına ilişkin bu talebin boşanma kararı kesinleşmeden incelenme olanağı yoktur. Bu durumda boşanma davası neticesinin beklenmesi ve hasıl olacak sonuca göre hüküm tesis edilmesi gerekirken talebin kabulüne karar verilmesi yanlış olmuştur. 4- Davalı-davacı T. Ç., birleşen Antalya 5. Aile Mahkemesinin 2009/722 esas – 509 karar sayılı dosyasında; ….. plaka nolu aracın evlilik birliği içerisinde edinildiğini belirterek, davalı kadın adına kayıtlı bu aracın 1/2 hissesini kendi adına tesciline , mümkün olmadığı takdirde bu hisseye isabet eden 8.000 TL. nin faiziyle birlikte davacı-davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Bu telep davacı-davalı Olena adına trafikte kayıtlı araçtan dolayı katılma alacağı (TMK. md. 236) davasıdır. Bu dava mal rejiminin sona ermesi halinde görülür (TMK. md.225). Mal rejimi sona ermeden bu talebin incelenmesi ve tasfiyeye gidilmesi mümkün değildir. Tarafların arasındaki boşanma davası sonucunda verilen boşanma hükmü kesinleşmediğine göre mal rejimi sona ermemiştir. Öyleyse katılma alacağına (TMK. md.236) ilişkin talebin boşanma kararı kesinleşmeden inceleme olanağı yoktur. Bu durumda taraflar arasındaki boşanma davasının neticesinin beklenmesi ve hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, bu yön nazara alınmadan talebin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.SONUÇ: Temyiz edilen hükmün 3 ve 4 nolu bentlerde belirtilen sebeplerle davalı -davacı koca yararına, 2 nolu bentte belirtilen sebeple davacı-davalı kadın yararına BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan tarafların temyize konu diğer yönlerin l. bentte belirtilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 25.01.2012 (Çar.) KARŞI OY YAZISIMalik olmayan eşin açık rızası alınmadan yapılan aile konutuna ilişkin işlem kesin hükümsüzdür. Farklı düşünüyorum.