YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3955
KARAR NO : 2011/6632
KARAR TARİHİ : 02.12.2011
MAHKEMESİ : Konya 1. İş Mahkemesi
TARİHİ : 22/04/2010
NUMARASI : 2009/8-2010/209
Davacı vekili, mahkemeye vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; şirket yetkilisi tarafından 26.04.2007 tarihinde hiçbir gerekçe gösterilmeden şifahi olarak işe gelmemesinin, iş akdinin fesh edildiğinin söylendiğini, kendisine yazılı bildirimde bulunulmadığından işe gelmeye devam ettiğini, vizite kağıdında iş akdinin 27.04.2007 tarihinde fesh edildiğinin yazılı olduğunu, davalı şirkete ihtarname çektiğini, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen sürelere ait ücretinin belirlenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili mahkemeye vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının yetkisi olmadığı halde usulsüz olarak gerçek dışı bilgi vermesi nedeniyle davalı kurumu zarara uğrattığını, yapılan soruşturma neticesinde davacının yetkisiz olarak hastaya bilgi verdiğinin tespit edildiğini, davacının haksızlığının ortaya çıkması üzerine davacının iş sözleşmesinin feshedildiğini, fesih geçerli sebebe dayandırıldığı gibi davacının belirli süreli iş sözleşmesine bağlı olarak çalıştığı belirtilerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; 05.12.2009 tarihli oturumda işyerine müzekkere ile varsa tanıklarını bildirmek üzere yazılan yazıya karşı tanıklarını bildirmediklerinden tanık dinletme talebinden vazgeçildiği kabul edildiğini, davacının işyerinde bilgisayar operatörü olarak çalıştığı, yetkisi olmadığı halde hastalara yanlış bilgi verildiği ve kurumu zarara uğrattığı iddiasıyla iş akdi fesh edilmiş ise de davacının savunmasının alınmadığı, disiplin soruşturması yapılmadığı, ne kadar zarar verdiği tespit edilmeden en ağır ceza olan iş akdinin feshinin haksız olduğundan işe iadesine karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir.
Davalı vekili, 05.09.2007 tarihli dilekçe ile tanık listesini sunduklarını ayrıca 22.04.2010 tarihli ara kararı yerine getirerek yine 15.03.2010 tarihinde ikinci tanık listesini sunduklarını ve 31.03.2010 tarihinde tanık ücretini yatırdıklarını dolayısıyla tanıkların bildirilmemesi durumunun olmadığını ileri sürmüştür. Dosyadaki mevcut belgeler ve bilgiler savunmayı destekler ve doğrular niteliktedir. Davalı vekili verilen süre içinde masraf yatırıp tanık listesini bildirmiştir. Buna rağmen verilen süre içinde tanık listesi verilmediği ve masrafı yatırılmadığından söz ederek davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.