YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1016
KARAR NO : 2012/3549
KARAR TARİHİ : 28.03.2012
MAHKEMESİ: BORÇKA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/06/2011
NUMARASI : 2010/127-2011/142
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, davalı Şirketin, köylerine baz istasyonu kurduğunu, baz istasyonunun ikamet ettikleri evlerine çok yakın mesafade olduğunu, baz istasyonlarının, çevre ve toplum sağlığına zararlarının bilinen bir gerçek olup, bu nedenle bedensel ve ruhsal sağlıklarının tehdit altında olduğunu ileri sürerek, baz istasyonunun kaldırılması suretiyle muarazanın giderilmesini istemişlerdir.
Davalı Şirket, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın kanıtlandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı şirket vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, duruşma isteği değerden reddedildi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan çekişmenin giderilmesi ve baz istasyonunun kaldırılması isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar, davalı Şirketin, köylerine kurduğu baz istasyonunun, ikamet ettikleri evlerine çok yakın mesafede olduğunu, sürekli baz istasyonunun zararlarına maruz kaldıklarını, psikolojik ve fiziksel bakımdan zarar gördüklerini ve çevre sağlığının olumsuz etkilendiğini, telafisi mümkün olmayan zararlar doğabileceğini ileri sürerek, eldeki davayı açmışlardır.
İddianın bu içeriği ve niteliğine göre taraflar arasındaki çekişmenin Türk Medeni Kanununun 737. ve devam eden hükümlerinde ön görülen komşuluk hukukundan kaynaklandığı açıktır.
Hemen belirtilmelidir ki, baz istasyonu adı verilen tesislerin işletilmesi sonucu geniş halk kitlelerine yarar sağladığı ve hizmet verildiği kuşkusuzdur. Ancak bu yararın sağlanması karşısında kişilerin zarar görmesi de kabul edilemez. Buna göre, hizmetten elde edilen yarar ile bunun karşısında verilen zararın değerlendirilmesinde zorunluluk vardır. Öte yandan, hiçbir hizmetin insan yaşamı kadar önem ve öncelik taşıdığı da düşünülemeyeceği gibi yararlı bir hizmetin karşılığı olarak insanın sağlığından olması uygun bir sonuç olarak kabul edilemez. Öyleyse, böyle bir tehlikenin varlığının saptanması halinde gerekli önlemlerin alınmasının zorunlu ve kaçınılmaz olduğuda tartışmasızdır.
Konuyla ilgili “Elektronik Haberleşme Cihazlarından Kaynaklanan Elektromanyetik Alan Şiddetinin Uluslararası Standartlara Göre Maruziyet Limit Değerlerinin Belirlenmesi, Kontrolü ve Denetimi Hakkında Yönetmelikte ” bir kısım usul ve esasa dair düzenlemelere yer verilmiş olup, Yönetmeliğin 12. maddesinde ölçüm yapacak personelin nitelikleri belirtilmiş ve 11. maddesinde de ölçümde kullanılacak cihazların ne olacağı belirtildikten sonra nitelikleri ve özellikleri sayılmıştır.
Ne varki, çekişmeye konu baz istasyonunun konumu itibariyle insanların yaşadıkları ve hayatlarını sürdürdükleri yer içerisinde kurulduğu ileri sürüldüğü halde, Mahkemece bu husus araştırılmamış, davacıların evlerinin çekişme konusu baz istasyonuna göre durumları, baz istasyonunun yaydığı radyasyon değerlerinin Yönetmelikte belirtilen limitlerin altında olsa bile bu radyasyon değerlerinin uzun sürede kişi ve çevreye zarar verip vermeyeceği, daha uygun ve yerleşim çevresinden daha uzakta kurulmasının mümkün olup olmadığı hususları üzerinde durulmamış ve bu hususlarda da bir değerlendirme yapılmamıştır.
Hal böyle olunca; Elektronik Haberleşme Cihazlarından Kaynaklanan Elektromanyetik Alan Şiddetinin Uluslararası Standartlara Göre Maruziyet Limit Değerlerinin Belirlenmesi, Kontrolü ve Denetimi Hakkında Yönetmeliğin 12. maddesinde belirtilen niteliklere haiz bilirkişiler ile uzun süreli radyasyona maruz kalmanın insan sağlığı üzerindeki etkileri konusunda görüş bildirebilecek uzman kişinin de aralarında yeraldığı bilirkişi heyeti ile birlikte mahallinde yeniden keşif yapılarak, aynı Yönetmeliğin 11. maddesinde belirtilen ölçüm cihazları vasıtasıyla gerekli ölçümlerin yapılması, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda bilirkişilerden rapor alınması, davacıların evleri ile çekişme konusu baz istasyonunun konumlarının değerlendirilmesi, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalı Şirket vekilinin temyiz itirazları belirtilen sebeplerle yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.