YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/281
KARAR NO : 2012/3576
KARAR TARİHİ : 29.03.2012
MAHKEMESİ : BÜYÜKÇEKMECE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/11/2009
NUMARASI : 2007/380-2009/1256
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, paydaşı oldukları ..parsel ve ..arsel sayılı taşınmazlardaki paylarının davacı S..’nın öldüğü yönünde sahte kayıt oluşturmak, davacı C.. adına da sahte vekaletnameler düzenlemek suretiyle tapuda yapılan usulsüz intikaller sonucu davalılar adına tescillerinin sağlandığını ileri sürerek, tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalılar, N..Ş..ve S. K., meşruhatlı davetiyelerin tebliğine rağmen herhangi bir beyanda bulunmamışlardır.
Davalı M.. K., davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı N.Ş. hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, davalılar S. K. ve M.K. hakkındaki davanın iyiniyetli olmadıklarının kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava; sahtecilik hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, sahtecilik olgusu belirlenmek suretiyle, davalı N.Ş.hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, davalılar S.. K. ve M.. K. hakkındaki davanın iyiniyetli olmadıklarının kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplam düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin, iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse diğer yanda ise kendisi için maddi, hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır. Bu nedenle yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta, şeklen iyi niyetli gözükeni değil, gerçekten iyiniyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim bu görüşten hareketle “kötü niyet iddiasının def’i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğin den (resen) nazara alınacağı ilkeleri 8.ll.l99l tarih l990/4 esas l99l/3 sayılı İnançları Birleştirme Kararında kabul edilmiş, bilimsel görüşlerde aynı doğrultuda gelişmiştir.
Somut olaya gelince, mahkemece çekişmeli taşınmazların intikaline ilişkin evraklar, imar uygulamasına ilişkin evraklar, temliklere ilişkin evraklar ile ilk intikallerin sahte belgelerle yapıldığına ilişkin emsal dosyalardaki gerekli evrak ve bilgiler toplanılmış, bunlar üzerinden değerlendirme yapılarak sonuca gidilmiştir. Ne var ki, Son kayıt maliklerinin iyiniyetli olup olmadığı yönünde başkaca bir araştırma yapılmamış, tanık dinlenilmemiş, keşfen değer tespiti yapılmamış, ayrıca dosya içeriğinden olaylarla ilgili olarak açıldığı anlaşılan Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2007–127 esas sayılı dava dosyası getirtilip araştırılmamış, davalılarla ilişkili olup olmadığı değerlendirilmemiştir. Hal böyle olunca, son kayıt malikleri M.. ve S..yönünden yukarıda değinilen ilkeler gözetildiğinde yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu söylenemez. O halde, eksik tahkikat ile yetinilerek davalı M. ve S.. yönünden yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacılar vekilinin, bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü, (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.