Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2012/8542 E. 2012/9913 K. 24.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8542
KARAR NO : 2012/9913
KARAR TARİHİ : 24.09.2012

MAHKEMESİ : BURSA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/03/2011
NUMARASI : 2010/385-2011/91
Davacı H. Ç. tarafından davalı O.Ç. ve Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine açılan tapu iptal ve tescil davası sonunda yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü.

Dava; yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 2162 ada, 29 parselin 16/08/1979 tarihli şuyuulandırma sonucunda 1914 doğumlu, H. oğlu, S. Ç., eşi H. Ç.ve çocukları S., O. ve H. adına 1/5 payla tescil edildiği, 1914 doğumlu, H. oğlu, S. Ç.’un 1981 tarihinde öldüğü, 1937 doğumlu S.oğlu, S. Ç.’un kendisine ait 1/5 pay ile mirasbırakanı olan 1914 doğumlu, H. oğlu, S. Ç.’un 1/5 payını, 10/12/1990 tarihli akitle kardeşi olan davalı S. oğlu, O. Ç.’a satış yoluyla temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı dava dilekçesinde; babası olan 1937 doğumlu, S. oğlu, S. Ç.’un isim ve soyadı benzerliğinden yararlanarak, miras bırakanı olan 1914 doğumlu, H. oğlu, S. Ç.’un 1/5 payını davalıya temlik ettiği tarihte H.oğlu, S. Ç.’un ölü olduğunu, satış konusunda yetkili olmadığını, hatalı tescil yapıdığını ileri sürerek eldeki davayı açtığı, davada miras payı oranında iptal tescil olmadığı taktirde bedelin tazmini isteğinde bulunduğu görülmektedir.
Öncelikle davanın miras hakkından, mülkiyet hakkından kaynaklı tapu iptal ve tescil davası olduğu, bu tür bir davada Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet düşmeyeceğinden davanın Tapu Sicil Müdürlüğü’ne yöneltilmesi doğru değildir. Bu yönden davanın sıfat yokluğundan davanın reddi gerekir.
Öte yandan; dava mirasçılar arasında görülmekte olduğundan olayda paylı mülkiyet hükümlerinin uygulanabileceği kuşkusuzdur. Gerçekten de davacının miras bırakan babası S. tarafından davalı kardeşi O.’a kendi 1/5 payını temlik ederken hata sonucu kök mirasbırakanları S.’a ait 1/5 payın da davalı adına tescil edildiği toplanan delillerle sabittir. Esasen bu husus davalının da kabulündedir. O halde davanın kabulüne karar verilmiş olması kural olarak doğrudur. Ne var ki; davada sözkonusu olan pay , mirasbırakan H.oğlu, S.’tan kalan 1/5 paydan davacının 1/45 payı olup bu payla sınırlı olmak üzere iptal tescile karar verilmesi gerekirken istek aşılarak 1/5 payın iptal ve tesciline karar verilmesi isabetli değildir.
Kabule göre de; 4721 sayılı TMK.’nun 28. maddesi uyarınca ölümle hukuki şahsiyet son bulur. Diğer taraftan kamu düzenine ilişkin bulunan sicil tutma ilkesi gözetildiğinde hâkimin doğru sicil tutmakla yükümlü bulunacağı da tartışmasızdır. O halde mahkemece dosyada bulunan muris 1914 doğumlu, H. oğlu, S. Ç.’a ait veraset ilamına göre tüm mirasçılar adına payları oranında tescil hükmü kurulması gerekirken ölü kişi adına tescil kararı verilmiş olması buna bağlı olarak çekişmeli payın elbirliği mülkiyetine tabi olduğu, tüm iştirakçılerin davaya katılımının sağlanması gerektiğinin düşünülmemesi de isabetli değildir.
Davalı Tapu Sicil Müdürlüğünün bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 24.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.