Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2012/9103 E. 2012/9914 K. 24.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9103
KARAR NO : 2012/9914
KARAR TARİHİ : 24.09.2012

MAHKEMESİ : KARS 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/12/2010
NUMARASI : 2010/466-2010/511
Yanlar arasında görülen tapu iptal ve tescil davası sonunda yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi,gereği görüşülüp düşünüldü.

Dava; tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece; kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; paylı mülkiyet üzere olan dava konusu 3511 parsel sayılı taşınmazın, 12/03/1956 tarihli kadastro tespit çalışmaları sırasında 05/06/1944 tarih, 63 sayılı tapu kaydına dayalı olarak M. ve T.’den olma , davacı ve dava dışı K., C., İ., Z. ve Z. adına tespit ve tescil edildiği, nüfus kaydında yer alan kardeşleri H., Z. ve P.’nin tespit ve tescil dışı bırakıldığı, tespit dışı kalanlardan davalı Z. A.’ın 27/07/2010 tarihinde Tapu Sicil Müdürlüğünü hasım göstermek suretiyle açtığı “tapuda düzeltim” davası sonunda tapu kaydında malik olarak görülen kişilerden “Z. ” adlı kişinin gerçekte davacı “Zeynep” olduğunun kabulü ile tapu kaydında “Z.A.” isminin “Z. A.” olarak tashih ve tesciline karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeden 27/09/2010 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davacı; Z.A. ve Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine çekişmeli taşınmazı kadastro tespit çalışmaları sırasında babaları M.A.’ın, yanında yaşayan bekar kız ve erkek çocukları adına tespit ve tescil ettirdiğini, tespit tarihi itibariyle Z.’in ölü olduğuinu, yörede 10 yaşına gelene kadar çocukların nüfusa kaydedilmediğini, her ne kadar tapu kaydında “Z. A. ” adlı kişi de kayıt maliki olarak görünse de nüfus kaydında bu isimle kimsenin bulunmadığını, davalı Z.A. paydaş olmadığı halde Z. kendisiymiş gibi isim tashihi davası açtığını, Z..’in gerçekte Z.olduğunun kabulü halinde diğer mirasçıların hak kaybına uğrayacağını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Hemen belirtmelidir ki; öncelikle çözüme kavuşturulması gereken hususun HUMK’nun 237. maddesinde (6100 sayılı Kanunun 303. maddesinde) düzenlenen kesin hükmün oluşup- oluşmadığı noktasında toplandığı kuşkusuzdur. Kesin hükümden söz edilebilmesi için kesinleşen hükümdeki taraflarla, dava konusunun ve dava sebebinin, ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekeceği tartışmasızdır.
Somut olay, yukarıdaki açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; davalı Z. A. tarafından Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine açılan ve hükme bağlanan Kars 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/353 Esas, 2010/328 Karar sayılı dava dosyasında davacı ve dava dışı kalan diğer müşterek malikler yer almadığına göre, ilamın davacı ve dava dışı kalan diğer paydaşlar için bağlayıcı olmayacağı dolayısı ile kesin hüküm oluşturmadığı kuşkusuzdur.
O halde işin esası incelenip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir
Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollamasıyla) 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.