Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2012/8877 E. 2012/28648 K. 29.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8877
KARAR NO : 2012/28648
KARAR TARİHİ : 29.11.2012

MAHKEMESİ :Köyceğiz Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :25.10.2011
NUMARASI :Esas no: 2010/259 Karar no:2011/301

Taraflar arasındaki “boşanma” ve “karşı boşanma” davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı (kadın) tarafından her iki boşanma davası ve alacakla ilgili vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Mahkemece “kadının geçerli bir sebep yokken müşterek haneyi terk ederek babasının evine gittiği, bir daha da geri dönmediği, bu yüzden kusurlu olduğu” kabul edilmiş ve kocanın açtığı karşı boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Karşı boşanma davası Türk Medeni kanununun 166/1. maddesinde yer alan “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” sebebine dayanmakta olup, bu sebebe dayanan davada terk tek başına boşanma sebebi oluşturmaz. Bu madde uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizliğin mevcut ve sabit olması gerekir. Taraflar arasında bu nitelikte davacı-karşı davalı (kadın)’ın sebep olduğu bir geçimsizliği kabule elverişli ciddi sebep ve deliller bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesinde yer alan “temelden sarsılma” ve “çekilmezlik” unsuru davada gerçekleşmemiştir. O halde, davalı-karşı davacı tarafından açılan karşı boşanma davasının reddi gerekirken, yetersiz gerekçe ile kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
2-Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalı-karşı davacı (koca)’nın eşini köyde bırakıp, beş yıldır Marmaris’te çalıştığı, eşini yanına götürmediği, bu suretle onunla birlikte yaşamaktan kaçındığı, köyde bulunan ailesinin davacı-karşı davalıyı “alın götürün bunu” diyerek babasının evine göndermelerine kayıtsız kaldığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı davacı-karşı davalı (kadın) bakımından temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı-karşı davalı (kadın) dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davacı-karşı davalı tarafından açılan boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına (TMK.md.166/1) karar verilmesi gerekirken, kadının davasının reddi doğru bulunmamıştır.
3-Davalı-karşı davacı (koca)’nın karşı boşanma davasıyla birlikte talep ettiği alacak isteği reddedildiğine göre, reddedilen bu alacak miktarı üzerinden kadın yararına vekalet ücreti takdiri gerekirken, bu hususun nazara alınmamış olması da usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (1.) (2.) ve (3.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 29.11.2012 (Prş.)