Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/9803 E. 2014/11434 K. 10.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9803
KARAR NO : 2014/11434
KARAR TARİHİ : 10.06.2014

MAHKEMESİ : ANKARA BATI 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/01/2013
NUMARASI : 2010/425-2013/19

Taraflar arasında görülen tapu iptali, tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekilince yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 10.06.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat A ..Ş. ile temyiz edilenler vekili Avukat Mehmet H.A.. geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi . tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; kök muris Hayriye ve davacıların murisi Asım’ın 1085 ada 1 ve 2 nolu parselerdeki paylarının 17.12.1993 tarihli resmi akitle vekilleri Memnune tarafından; yine muris Hayriye’ye ait 1088 ada 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 nolu parseller ile 1089 ada 4, 5, 6 ve 7 nolu parsellerin 31.10.2002 tarihli resmi akitle vekili Makbule Mualla tarafından davalılara satış suretiyle temlik edildiği, muris Asım’ın 17.2.2004 de öldüğü, mirasçı olarak çocukları davacıların kaldığı, kök muris Hayriye’nin ise 20.8.2009 da öldüğü ve davanın tarafları ile dava dışı kişilerin mirasçı olarak kaldığı anlaşılmaktadır.
Davacılar, her iki murise ait taşınmazların davalılara temlikinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tevhiden oluşan 4585 ada 1 ve 4586 ada 1 parseller üzerinden miras payları oranında tapu iptal ve tescil isteği ile eldeki davayı açmışlardır.
Gerçekten de; kök muris Hayriye’ye ait başka taşınmazlarında benzer usullerle yapılan temlikleri nedeniyle görülen davalarda muvazaa olgusu kanıtlandığı gibi eldeki davada yapılan araştırma ve inceleme sonucu Hayriye’nin gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu benimsenerek davanın kabulüne karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK’nun 297/2 maddesindeki düzenlemede “….taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmüne yer verilmiştir. Anılan bu düzenleme karşısında uyuşmazlığın çözümlenmesine karar veren mahkemenin, davanın kanıtlanması durumunda infaza elverişli ve isteğe uygun karar vermesi kamu düzenini de ilgilendirmesi nedeniyle kendiliğinden gözönüne alınmasıda zorunludur.
Ne var ki; mahkemece kurulan hükmün infaza elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Öte yandan; davacıların diğer mirasbırakanı Asım’ın 1085 ada 1 ve 2 nolu parselerdeki paylarına yönelik işlemlerin muvazaalı olduğu iddiası bakımından hüküm kurmaya yeterli araştırma ve inceleme yapıldığı söylenemeyeceği gibi; mahkemece yazılan kararda, iddia ve savunmaların ötesinde kararın gerekçe içerdiğini söyleyebilme olanağıda yoktur.
Bilindiği gibi; Anayasanın 141. maddesi hükmü gereği bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 186. maddesine göre son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, aynı Yasanın 297. maddesi uyarınca kararını gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 294. madde de öngörülen biçimde tevhim etmesi asıldır.
Hükmün sonuç bölümünde de istek sonuçlarından her biri hakkında taraflara yüklenen borç ve hakların birer birer açıkça şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde yazılması zorunludur.
O halde; muris Asım’ın temliklerine ilişkin muvazaa iddiası bakımından tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda delillerin toplanması, gerekli inceleme ve araştırmanın yapılması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, tapu iptal ve tescile ilişkin kararında infaza elverişli ve isteğe uygun olmaksızın bilirkişi raporuna gönderme yapılmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş olmasıda isabetli değildir.
Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 1.100.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 10.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.