YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10615
KARAR NO : 2014/12903
KARAR TARİHİ : 11.06.2014
MAHKEMESİ : Antalya 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 25/11/2013
NUMARASI : 2013/762-2013/1217
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlu, ipotek veren murisinin resmi senetteki imzasının sahte olduğunu belirterek ihalenin feshini talep etmiş ayrıca bu taşınmaza istinaden başka bir borçlunun açtığı ihalenin feshi davasında kabul kararı verildiğini belirterek ihalenin feshini talep etmiş ise de her bir fesh davası birbirinden müstakil olarak görüleceğinden bu iddiası yerinde görülmemiştir. Ancak dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, borçlunun diğer iddiaları yönünden ihalenin yapıldığı Antalya 8.İcra Müdürlüğü’nün 2012/3331 E. sayılı takip dosyası incelenerek karar verilmesi gerekirken, Antalya 1.İcra Müdürlüğü’nün 2008/15932 E. sayılı takip dosyasının incelenerek hükme varılmış olması isabetsizdir.
Yine 6100 sayılı HMK.’nun 297/2. maddesinde ”Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” denilmiştir.
Borçlu dava dilekçesinde fesh talebi yanında takibin iptalini de talep etmiş olup, mahkemece bu hususta olumlu-olumsuz bir karar verilmemiştir.
Ayrıca, bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir, Tarafların, o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur. Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3 . maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 Sayılı HMK’nun 27 ve 297. maddeleri işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
Öte yandan, bazen bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden kesin hüküm veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür (Hukuk Genel Kurulu’nun 18.10.2006 arih ve 2006/1 1620 esas, 2006/659 karar sayılı kararı).
Bu açıklamaların ışığında somut olaya bakıldığında: mahkemece verilen kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir yasal gerekçeyi içermediği anlaşılmaktadır.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.