Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2014/13159 E. 2014/16452 K. 02.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13159
KARAR NO : 2014/16452
KARAR TARİHİ : 02.12.2014

MAHKEMESİ : Küçükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 18/06/2014
NUMARASI : 2013/296-2014/232

Davacı N.. E.. vekili Avukat H. E. tarafından, davalı S.. A.. aleyhine 01/08/2011 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın reddine dair verilen 18/06/2014 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 02/12/2014 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı asil N.. E.. ve vekili Avukat H. E. geldiler, karşı taraftan davalı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dava haksız şikayet nedeni ile tazminat ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece istem reddedilmiş; karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, maliki olduğu yazlık konutta davalı ile komşu olduklarını, davalının yönetici sıfatı ile kendisi aleyhinde haksız bir dava açtığını bu nedenle kendisinin de mukabil davalar açmak zorunda kaldığını ve diğer mülk sahipleri ile de arasında husumet doğduğunu, huzurunun kaçtığını, davalının açtığı davanın reddedildiğini, uğradığı fahiş maddi ve manevi zararlarının davalıya ödetilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Ne var ki yargılamanın son oturumunda hüküm olarak “Davanın reddine …” karar verilmişken daha sonra yazılan gerekçeli kararda “Davanın zamanaşımından reddine …” biçiminde hüküm kurulmuş ve böylece kısa kararla gerekçeli karar arasında açık bir çelişki ortaya çıkmıştır.
6100 sayılı HMK 298/2 maddesine göre gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
Mahkemece kısa karar ile uyumlu olarak karar gerekçesinin de esas yönden redde ilişkin olmasına karşın sonuç olarak davanın zamanaşımından reddine yazılarak kısa karar ile çelişki oluşturacak biçimde hüküm kurulmuştur. Böyle bir durumun bozma nedeni oluşturacağına ve bozmadan sonra mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi giderme koşuluyla vicdani kanaatine göre karar verebileceğine, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nca 10/04/1992 gün ve 7/4 sayıyla karar verilmiştir.
Şu durumda kararın yukarıda açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve davacı yararına takdir olunan 1.100,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 02/12/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.