Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/7567 E. 2014/32972 K. 27.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7567
KARAR NO : 2014/32972
KARAR TARİHİ : 27.10.2014

MAHKEMESİ : Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 15/03/2012
NUMARASI : 2009/478-2012/159

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalıya olan borcunu 35 yıl önce ödemesine rağmen davalı tarafından tarih kısımları boş senedin iade edilmediğini, tarih kısımlarının sonradan atıldığını, davalının icra tetkik merciinde açılan davanın duruşmasında senedi 1997 tarihinde kendisinden aldığını beyan ettiğini, senet üzerindeki tanzim tarihinin ise 10.02.2002 olduğunu,her iki tarih itibariyle de yeni para birimine geçilmediği gözetildiğinde senetteki miktar üzerinden altı sıfır atılması gerektiğini,bu altı sıfır atıldığında talep edilecek değerin 0,9 TL olacağını,bu nedenle bu miktar üzerinden borçlu olduklarının tespitine,bu sebeble takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, 1976 yılında Almanya’da çalıştığı sırada davacının kendisinden borç olarak o tarihteki parayla 97.650 TL aldığını,ancak ödemediğini,bu nedenle şimdiki parayla aynı miktar alacağının olduğunu,senedi parayı verdiğinde düzenlediklerini,senedin düzenlenmesi sırasında miktar ve isim kısımlarını yazıldığını tarih atılmadığını, borcun geri ödenmesi için bir tarih belirlemediklerini, davacının kendisini sürekli oyaladığını, senedin tarihini icra takibine konulmadan önce arzuhalcinin attığını savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile,dava konusu senet bedelinin takip tarihindeki güncellenmiş değeri olan 33.119 TL üzerinden borçlu olduğunun tespiti ile bu miktarı aşan kısım yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacı tarafından 1976 yılında düzenlenerek davalıya verilen senede dayalı olarak, davalının yaptığı icra takibi nedeniyle senet bedelinin yeni para birimine göre altı sıfır atılmış YTL değerini aşan kısım yönünden borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.Dava konusu senedin 1976 yılında davalı tarafından davacıya verilen 97.656 TL borç karşılığı aynı tarihte düzenlendiği hususunda taraflar arasında ihtilaf olmadığı,uyuşmazlığın senette yazılı 97.656 TL bedelin, senedin düzenleme tarihinde geçerli Türk lirası para birimi üzerinden mi, yoksa icra takip tarihi itibariyle yürürlükte olan 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birim Hakkındaki Kanun hükümlerine göre altı sıfır atılmış yeni Türk lirası para birimine göre belirlenecek değeri üzerinden mi hesaplanacağı hususunda toplanmaktadır.
Kural olarak bir alacağın ödetilmesini istemek, ancak onun muaccel hale gelmesinden sonra mümkün olabilir. Karz ilişkisinden doğan alacağın ne zaman talep edilebileceği, başka bir ifade ile alacağın muacceliyeti, taraflar arasındaki sözleşmede açıkça kararlaştırılabilir. Örneğin borcun vade tarihi belirlenmek suretiyle belli bir tarihte ödeneceği hükme bağlanabilir. Bu durumda borcun tarafların belirlemiş oldukları bu tarihte muaccel olacağı kuşkusuzdur. Ancak taraflar arasındaki sözleşmede vadeye ilişkin böyle bir hüküm yoksa, alacaklı hemen ifayı talep edebileceği gibi borçluda hemen ifayı önerebilir.Ödeme tarihinin belli olmadığı borç ilişkisinde alacaklı borcun ödenmesini hemen talep edebileceğinden,alacak doğduğu andan itibaren muaccel hale gelir.
Borçlar Kanunun 101/1 (6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 117) maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu ancak alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur.Muaccel hale gelmiş bir borçtan dolayı alacaklının herhangi bir ihtarı yok ise anılan yasa maddesi uyarınca faize ancak icra takip tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekir.
Somut uyuşmazlığa konu alacak,taraflar arasında senede bağlanmış ise de, senette ödeme tarihi belirlenmediğinden senedin düzenleme tarihi olan 1976 tarihinden itibaren davalı alacaklı yönünden bu alacağın talep edilebilir nitelikte (muaccel) olduğu anlaşılmaktadır. Davacının her ne kadar davalı üzerinde ödeme beklentisi oluşturarak icra takip tarihine kadar ödeme yapmadığı sabit ise de,davalı alacaklı tarafından icra takip tarihine kadar davacının temerrüde düşürülmesine dair davacı borçluya yapılmış herhangi bir ihtar veya bildirimde bulunduğu hususu iddia ve ispat edilememiştir.Bu itibarla davalının, davacıyı temerrüde düşürmemek suretiyle icra takip tarihine kadar doğan faiz zararından kendisinin sorumlu olduğunun kabulü gerekir.Hal böyle olunca mahkemece davacının senet üzerinde yazılı 97.565 TL’yi 5083 sayılı yasaya göre icra takip tarihindeki Yeni Türk Lirası para birimi üzerinden 0.97656 YTLyani 0,10 YTL olarak talep edebileceği ve bu 0,10 YTL alacağa temerrüt tarihi olan icra takip tarihinden itibaren faiz işletilerek yapılacak hesaplama sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken,yazılı şekilde güncellenmiş değeri üzerinden davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup,bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz edilen hükmün, 2. bent gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 27.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.