Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/7590 E. 2015/1403 K. 28.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7590
KARAR NO : 2015/1403
KARAR TARİHİ : 28.01.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, Kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa,dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir. Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe
aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır. Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanığın … ismine tanzim ettirilmiş ve sahteciliği ekspertiz raporuyla tespit edilmiş kimlik belgesiyle… şubesine kredi başvurusunda bulunduğu, … ismiyle yapmış olduğu başvurunun kabul edilmesi üzerine kendisine 6.000TL kredi tahsis edildiği, tahsis edilen kredinin 5.000TL’lik kısmını çektiği, bakiye kalan 1.000TL’lik kısmını çekmek için bankaya gittiğinde kimliğinin sahte olmasından şüphelenen personelin jandarmaya haber vermesi üzerine yakalandığı, sanığın suçunu ikrar ettiği, bu eylemiyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
Sanığın sabıka kaydında kasıtlı suçtan mahkumiyeti bulunduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
1-Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık savunması, tanıklar beyanı, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre, atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın başkasına ait kimlik bilgilerini içeren nufüs cüzdanına fotoğrafını yapıştırarak, bu nufüs cüzdanı ile bankadan kredi çekmesi eyleminde, sahteciliğin iğfal kabiliyetini taşıdığının tespit edilmesi karşısında, TCK’nın 43 maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j,son maddesi gereğince, haksız menfaat miktarının 5000 TL, haksız menfaatin iki katının 10.000 TL olması dikkate alınarak, temel cezanın bu miktardan az olmayacak şekilde belirlenip, sanığın 500 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 168. ve 62.maddeleri uygulandıktan sonra, 52. maddesi gereğince günlüğü 20,00 TL’den hesap edilmek suretiyle netice olarak 2760TL adli para cezasıyla
cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sonuç adli para cezasının 2777 TL hesaplanarak sanık hakkında fazla adli para cezası tayini,
Bozmayı gerektirmiş, hükmün, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, sanığın 2777 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin bölümün hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine, ”sanığın, 5237 sayılı TCK’ nın 158/1-j, son maddesi gereğince haksız menfaatin iki katı olan 10.000 TL karşılığı 500 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 168. maddesi ile 166 gün adli para cezası ile, 62.maddesi ile 138 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, 52/2 maddesi gereğince günlüğü 20,00 TL’den hesap edilerek sonuç olarak 2760TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.01.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.